Zaman Gibi Akışta

Monako’da olmak, sanki bir gösterinin içindeymişsiniz hissi yaratır. Akdeniz’den dışarı bakan pembe krem binaların gösterişi, Bentley 2020 Flying Spur’ün direksiyonunun ardında daha da dramatik bir hisse bürünüyor.

Walt Whitman gibi, üçüncü nesil Spur de çok nitelikli; dört farklı sürüş modu buluyor. Hôtel de Paris’nin konuşlandığı sahil yolundan geçerken, Comfort modundayız; sürücü koltuğunun masaj fonksiyonu Stretch’e ayarlı.

Lüks otomobillerin gündelik hayatın bir parçası olduğu bu çevrede bile, gösterinin merkezindeyiz. Gelip geçenler duraksıyor; kristal kesim LED matrix farlara, ya da belki de aracın gösterişli ölçülerine bakakalıyorlar.

Monako dışına çıkınca, otoyolda W-12 motorun tadına varıyoruz: 626 beygir potansiyel ve 300 kg tork ile 0’dan 100 kilometreye çıkmak 3.7 saniye sürüyor. En yüksek hızı olan 333 kilometreye yakın bile değiliz ama sedanın o hıza ulaşmasının hiç de zor olmadığını hissedebiliyoruz.

Côte d’Azur’un tepelerine doğru zikzaklı yolu tırmanırken, sürüşü Sport’a çeviriyoruz ve W-12 daha da yüksek sesle, tehlikeli bir şekilde homurdanmaya başlıyor. Arka lastiklerdeki güç arttıkça, araç keskin virajları 1.5 metre daha kısaymışçasına alıyor. Yeni eklenen elektronik arka tekerlek kontrolü ve Flying Spur’ün gövdesi güçlü etkiyi artırıyor; ki bu tasarımın bir versiyonu da Porsche tarafından kullanıldı. Aktif takla önleyici sistem, gücünü 48 voltluk aküden alıyor ve bu teknolojilerin birleşiminden azımsanmayacak bir konfor ve performans doğuyor. Ama bu bir Bentley. Yani, detaylar da bir o kadar kayda değer. Geçen yılın Continental GT’sinde de olan, Digital Detox döner ekran, araca biraz da teatrallik ekliyor; dokunmatik ekran bir kenara alınıp, yerine üç analog gösterge ya da zarif bir ahşap kapak gelebiliyor.

Bizim en sevdiğimiz iç kısım özelliğiyse, Sielaff’ınkiyle aynı: dünyanın ilk üçboyutlu elmas kapitoneli deriyle üretilen arabası olması. “Bundan gurur duyuyoruz çünkü fikir ilk kez EXP 10 Speed 6 Concept’te aklımıza geldi ve onu bu üretime uyarlamayı başarabildik”. Bentley Mulliner ekibinden bir sonraki beklentimiz de üçboyutlu ahşap döşemeler.

Arka koltuktaki yolcuların kendi kontrol panelleri var; iPhone kadar sezgisel araç, ön yolcu koltuğunu ekstra yer açmak için kaydırabiliyor, gölgelikleri ayarlıyor, klima ve masaj ayarlarını yapıyor.Ses cihazlarında kaliteye önem verenler içinse piyasanın en iyi üç sisteminden, 16 hoparlörlü Bang & Olufsen ve 2.200 watt’lık Naim sistemleri bulunuyor.

Biz Monako’ya dönerken, France Gall’in klasik şarkılarından Laisse Tomber les Filles kabini dolduruyor. Bentley’in önümüzdeki senenin başında yeni dört kapılısını sahiplerine ulaştıracağını duymaksa, kulaklarımıza hoş bir müzik gibi geliyor.

Matthew Askari