Yemek Cenneti: Baha Mar

Karayipler mutfaktaki maharetiyle tanınmaz. Ama Baha Mar, bu durumu değiştirmek üzere.

Karayipler’deki resort’lar birkaç temel yemekle idare etmeye alışıktı. Una ve yumurtaya bulanmış deniz kabuklularını kızarmış muz eşliğinde servis ettiğiniz sürece konuklar mutlu görünürdü ya da en azından mutluymuş gibi yaparlardı. Neyse ki o karanlık çağ sona erdi.

Boğazına düşkün gezginler tatillerinin merkezine yemekleri yerleştirmeye başladığından beri resort’lar genelleyici plaj-spa-havuz karışımından sıyrılmaları gerektiğini idrak etti nihayet. Instagram’lanmaya layık bir sofra artık işin olmazsa olması. Ve bunu Bahamalar’daki Paradise Island’dan daha iyi anlayan bir tatil adası da yok.

Adanın eski resort’larından Atlantis, Nobu ve Fish by José Andrés gibi birkaç yıldız restoranla güneş ve kum eşliğinde yemek devrimini tetikledi. Ama devrim asıl yüzünü multi-milyon dolarlık devasa Baha Mar yatırımının 2017’de devreye girmesi ve gelecekteki her yemek odaklı mega resort açısından bir mihenk taşı haline gelmesiyle gösterdi.

Baha Mar’da sunulan yemekler dâhil her şey süper boyutta. Yerleşke beyaz kumlarıyla ünlü Cable Beach’te 280 metrekareyi kaplıyor. 10 havuzu, kocaman bir spa’sı, hepsi tek bir arazide kümelenmiş üç farklı oteli var: Rosewood lüks, Grand Hyatt aile dostu, SLS ise sosyalleşmeyi ve gece hayatı vaat ediyor. Ama otellerden hiçbirinin kendine özel mutfağı yok. Hep birlikte deniz tatilini küresel bir mutfak deneyimine dönüştürmek üzere tasarlanmış 40’tan fazla eşsiz restoran, lounge ve barı bir araya getiren bir koleksiyon oluşturuyorlar.

Böylesine destansı bir açık büfede tek lokmayla yetinmeye çalışmak imkânsız, dolayısıyla en iyisi oraya vardığınız anda liste düzenlemek. Listenin başına çift ejderha deseniyle süslü 13 bin kiloluk taş sütunuyla göz alan yemek salonu ve Çin’in dört bir yanından gelmiş 15 şefin koşuşturduğu mutfağıyla Shuang Ba’yı koyun. Bunun anlamı bir dizi baharatlı Sheuzan yemeği dâhil bölgesel spesiyalitelerin aslına sadık yorumlarıyla midenizin bayram edeceği. Damıtılmış Çin içkileri mönüsü de restoranın otantik ruhuna katkıda bulunuyor.

Asya ruhundan kopmadan birçok Baha Mar restoranı gibi lüks restoran zincirlerinden birinin parçası olan Katsuya’nın mönüsünü açın. Yemek salonu –klasik keskin hatlı minimal tarzıyla Philippe Starck tasarımı– Grand Hyatt’ın kumarhane katı üzerinde, dolayısıyla zarları neredeyse yemek masanızdan bile zar atabilirsiniz. Ama en güzel yanı muhtemelen şeflerin tabaklara Katsuya Uechi yorumuyla sashimi ve maki’ler yerleştirdikleri ortadaki suşi tezgâhı.

Dahası mı? Şef Danny Elmaleh’in Cleo’sundaki odun fırınından dolgun enginarlar serpiştirilmiş tazecik bazlamalar çıkıyor. Mavi ve beyazın hâkimiyetindeki Tides Fish House ise Baha Mar’ın Bahama mutfağının da üstesinden geleceğinin kanıtı. Alametifarikası deniz mahsulleri kulesi, Bahama sularından taze yakalanmış balıkların istiflendiği dağ gibi bir yığından müteşekkil. Stix Noodle Bar’da el yapımı erişte servis ediliyor ve T2 puro barında adanın meşhur üçlüsü var: Karayip romu, puro ve Bahama davulcuları. Eski tarz açık büfelerin nostaljisini yaşamak isteyenler Regatta yiyecek reyonunun yolunu tutabilir ama standart usul et-balık beklemeyin. Resort’un açık büfesinde ağır ateşte pişmiş domuz göbeği olsa bile, unutmayın ki kumsalın dahi yemekler arasında dikkat dağıtıcı bir unsur gibi göründüğü yeniden tasavvur edilmiş Karayipler’desiniz.