Yatırımlık Parçaların Anatomisi

Kaliteli kıyafetler, bir erkeğin kendini tanıması için güçlü araçlar olabilir.

Neredeyse her gün bir yerlerde düzenlenen etkinliklerde kırmızı halıya çıkan şık erkekler görürüz. Ve iyi giyinmeyi seven erkekler için bu durum asap bozucu olabilir. Kayda değer istisnalar çıksa da, sahneyi dolduranlar hep zahmetsizce en iyi hallerine bürünmüş gibi görünen, son derece stilize ve şık aktörlerdir. Zarafetleri ve karizmaları iki dirhem bir çekirdek yeni kostümlerle ıslah edilir ve sık sık mezuniyet balosunun yolunu tutmuş yetişkinleri anımsatırlar. Onları kim suçlayabilir? Giydiklerinin hepsi onlara stilistler, anlaşmalı markalar tarafından sağlanıyor ve kuşandıkları kıyafetlerle biz normal insanlar gibi ebedi bir ilişki kurmaları gerekmiyor.

Çok yazık. Çünkü smokinli bir erkek, sofistikeliğin temsilidir. Tıpkı martini gibi fazla malzeme içermez, dolayısıyla kalite daima acayipliğe baskın çıkar ve ardından zevki hizaya getirir. İşte bu yüzden aktörler için bir önerim var: Terziye git ve kendine bir smokin diktir. Aday gösterildiğinde, hatta aday gösterilmediğinde bile onu giy. Bir şey gerçekten seninse, içinde çok daha iyi görünürsün.

Aktörler için geçerli olan bu kurallar, biz ölümlüler için de bir şeyler ifade ediyor. Bir şeye uzun süre sahip olursan, o, sana dönüşür. Kendisi için önem taşıyan, canı gönülden sevdiği bir giysi giyen erkekleri görmeye bayılırım. Ama bu sevgi podyumdan çıkıp kucağınıza düşemez; çünkü orada gördüğünüz her şey biraz fazla “yeni”dir. Nasıl ki favori kitabınız ya da filminizle geçmişiniz muhtemelen yıllar, hatta on yıllar öncesine uzanıyorsa, favori takım elbiseniz de aynı şekilde kıymetli olmalı, zamanın izini taşımalı. Unutmayın, o her siperde sizinle birlikteydi; ilk randevunuzda, önemli toplantılarınızda, muhteşem partilerde…

Aile yadigârları işte bu yüzden güçlüdür. Değerli ya da sadece fonksiyoneldirler: Amcanızın kulüpten atılmadan önce taktığı kulüp kravatı, büyükbabanızın baş harfleri işlenmiş asker saati. Mirasınızın mütevazı parçaları ebedi bir stil ve gelenek duygusuyla yoğrulur, ama aynı zamanda kişisel tarihinizle bir bağ kurmanızı sağlar. Hayatta olduğu gibi giysilerinizde de asıl olan budur. Moda acayipliklerle ve şok etme potansiyeliyle ilgilenir; çok az sayıda gerçek avangart orada kendine yer bulur. Geri kalanlar için beş yıl sonra (gerçi Twitter çağında beş dakika sonra da olabilir) “Aklımızdan ne geçiyordu Tanrı aşkına?” şeklindeki kolektif inilti patlamasına yol açan kaygan bir yol.

Bir şeye yatırım yaptığınızda, olaya uzun vadeli bakmalısınız. Mizacınıza uygun ve bir ömür kalacak bir şey istiyorsunuz. Faydalı bir başlangıç noktası, çünkü kendi kendinizi analiz etmeniz için sizi cesaretlendiriyor. Neden insanlarla iletişim kurmaya çalışıyorum? Formaliteye kişisel yaklaşımım ne? Giysilerin ilginç ve önemli olmasının sebebi budur.

Giysiler kendiniz gibi görünmenizi sağlamalıdır ve bu ancak kendinizi gerçekten tanıyorsanız mümkündür. Tarihte de en iyi giyinen erkeklerin yaşı ilerlemiş erkekler olması şaşırtıcı değil. Yeni bir şey satın almayın demiyorum. Tam tersine, imrenme duygusuna ve planlama beceresine tam destek veriyorum. Sırf bir çift Lobb ayakkabı yaptırma hevesiyle Londra’ya gidin. Napoli’ye gidip gizemli terzinizle buluşun. Evinizde hiçbir şeyden şüphelenmeyen eski aşklarınızın yanına giysiler sokuşturmak tamamen savunulabilir bir durum. Ismarlama bir takım elbiseyle ilgilenirken dolap çevirmenin yanlış bir tarafı yok. Giysilerinize duyduğunuz sevgide dürüst davranın, ama fiyatı siz ve terziniz arasında kalsın.

Ancak bir takım ya da smokin satın aldığınızda mutlaka onu giymelisiniz. Hayatınızın bir parçası yapın. Hatta yıpranmasına izin verin. Bir kazak onarıldığında, tüvit ceket yamandığında, ayakkabının tabanı değiştirildiğinde zamana meydan okumayı hak eden bir şeyle kurduğunuz bağı kutluyorsunuz demektir.

Yazı: David Coggins

David Coggins, modern erkeğin sahip olması gereken görgü kurallarını ve stili makaleler, röportajlar ve uzman görüşleriyle anlatan Men and Manners kitabının yazarı. New York City’de yaşıyor.