Vacheron Constantin’in Fiftysix Koleksiyonu

Vacheron Constantin, yeni saatiyle geleceği şekillendiriyor.

Dünyanın hâlâ faaliyette olan en eski saat üreticisinde çalışıyorsanız, yeni fazlasıyla anlam yüklü bir kelime olabilir.

Vacheron Constantin’in Londra’da iki gün süren Fiftysix koleksiyonunun tanıtımında, yeniliklerden çok az bahsedildi. Öte yandan şirket yöneticilerinin geleneklerden ve saat tasarımının tarihi köklerinden bol bol dem vurması, tıpkı Fiftysix projesinin kapsamı ve arkasındaki sebepler gibi birçok yöneticinin de yeni olduğu gerçeğini gölgeleyemedi. Vacheron Constantin yöneticileri itiraf etmek istesin ya da istemesin, Fiftysix şirketin geçirdiği dönüşüm açısından önemli bir kilometre taşını temsil ediyor aslında.

Sıkıntı şu ki, genç müşteri kitlesi, takım elbiseleriyle sportif modeller kullanmakta ısrarlı. Bu da geleneksel sözcüğünü saat yapımcıları için daha olumsuz bir sıfat haline getiriyor.

Şirketteki ürün toplantılarında Vacheron Constantin’in takım elbise saati kategorisine sıkışıp kalmış en bilindik tasarımlarına karşın demografik dalgalanmayla baş edecek bir model bulmaya çalışmanın yarattığı baskıyı hayal edin. Ve ardından devreye Fiftysix’in girdiğini…

Vacheron Constantin’in pazarlama müdürü ve ürün geliştirme ekibinin önemli üyelerinden Laurent Perves. “Her gün takılabilecek klasik, zarif, yuvarlak kasalı bir saatimizin olmadığını fark ettik” diye açıklıyor. “Hafta boyunca kullanabileceğiniz ama arkadaşlarınızla bir şeyler içmeye çıktığınızda jean pantolonunuza da yakışacak türden, modern yaşam tarzına uygun bir saat.”

Hem Perves hem de şirketin CEO’su Louis Ferla, Richemont misali grup şirketlerinin bünyesindeki birçok marka gibi giderek daha fazla özelleştirilen Vacheron Constantin’in yeni nesil yöneticilerini temsil ediyor. Şu anda şirket mirası departmanının başındaki eski sanat direktörü Christian Selmoni’nin döneminin tersine, ürün geliştirme komiteleri de çeşit çeşit eğitimli uzmandan veri akışı sağlayan geniş oluşumlardan oluşuyor. Ancak Fiftysix’in ortaya çıkışında piyasa analizlerinin büyük etkisi olsa da, şirket ileri bakmak yerine arşivlerine bambaşka bir gözle bakmayı seçmiş.

“Kendimize, geçmişte hangi dönemin saatin hedefleriyle uyumlu olduğunu sorduk” diye anlatıyor Perves. “Christian ve ekibiyle arşivleri incelediğimizde, 1950’lerin iyi bir eşleşme gibi göründüğünü düşündük. Çünkü 1950’ler Vacheron’un altın çağıydı. 1955’te 200 yaşına girmiştik. Otomatik mekanizmaların ve Luminova’nın yükselişiyle, çok kreatif bir dönemdi.”

Tasarımcıların başlama noktası, dönemin birçok Vacheron Constantin saati gibi gayet gösterişli boynuz tasarımına karşın nispeten basit yuvarlak kasasıyla 1956 tarihli Reference 6073’tü; şirkete özgü Malta Haçı tasarımının uçları içe doğru açı yaparak kordonu tutuyordu. Ardından 1940’lar ve 1960’ları araştırıp bu dönemlerdeki saatlerin iki renkli kadranlarını mercek altına aldılar.

Tüm bunlara karşın Fiftysix, vintage esintileri taşıyan bir koleksiyon değil. 6073’ün Malta Haçı, Fiftysix’te belli belirsiz bir çizgi olarak kendine yer bulmuş. Klasik formlarını korumalarına rağmen kadran ve rakamlarda modern bir yaklaşımla renklendirilmiş ve tasarlanmış. Yakından bakarsanız kristal camı fark edebilirsiniz. Bu, saat tasarımlarında şu sıralar yeniden popülerleşmeye başlayan klasik bir detay. Diğer açılardan Fiftysix, konfor amacıyla gerekli yerleri yeterince yuvarlatılmış ve daha geniş bir müşteri kitlesine hitap etmesi için 40 mm ve 41 mm’lik kasa çaplarıyla donatılmış, son derece modern bir koleksiyon.

Fiftysix’in en cazip özelliği ise muhtemelen ulaşılabilirliği. Tasarımcılar, cazibesini sınırlandıracak dramatik dokunuşlardan ihtiyatla kaçındı. Aynı zamanda bir dolu komplikasyon barındırıyor ve fiyatı marka açısından alışılmadık. Periferik rotoruyla kırmızı altın Fiftysix Tourbillon’un fiyatı sadece 113 bin dolar; başka bir deyişle markanın şimdiye dek böyle bir komplikasyona biçtiği en düşük fiyatlardan biri. Ayrıca Cenevre Mührü taşımayan, tedarikçi firmalardan tedarik edilmiş mekanizma kullanması sayesinde kendinden kurmalı çelik modelin fiyatı 12 bin doların altında kalıyor.

Her modelin kasası, mekanizması ve kadranındaki yüzey bitirme işlemleri kusursuz, ki insanların bir Vacheron Constantin’den bekledikleri en önemli şey de bu. Mekanizmanın nitelikleri komplikasyonun seviyesine göre artıyor, ama daha basit modelleri kompleks modellerle kıyas ederken büyüteç kullanmadığınız sürece beis yok. Bilhassa 1950’lerdeki muhteşem saatleri akla getiren mükemmel orantılı gösterge pencereleriyle Complete Calendar modelinde, marka çağdaş klasisizm duygusunu yakalamayı başarıyor.

Christian Selmoni, “Patrimony ve Overseas serilerimiz arasında yer alacak bir şey bulmak istedik” diyor. “Bir anlamda saat takmanın rahat bir yolu, ama tasarlamak o kadar da kolay değil. Bence birçok saat sever ve koleksiyonu için hiç umulmadık bir saat bu.”

Ama Selmoni başka bir etkinliğe gitmek için ayrılırken, çantasından başka bir Vacheron Constantin takvimli saati çıkardığında farkında olmadan Fiftysix’i kontrpuanıyla karşı karşıya bıraktı. 1950’lerde tasarlanan gümüş kaplama kadranı, dış kenarı ince şeritlerle süslü beyaz altın kasası ve ters gözyaşı şeklinde, gösterişli kordon boynuzları vardı. Ünlü endüstriyel tasarımcı Raymond Loewy’nin özgün modern tarzını yansıtıyordu. Doğrusu birçok erkeğin hafta sonları ya da bir şeyler içmeye çıkarken takacağı bir saat değildi, ama sanatın ta kendisiydi.