Üç Tekerlekli Venice Speedster

Üç tekerlekli Venice Speedster, Güney Kaliforniya’daki test sürüşünde, eski güzel günleri akla getirdi.

Vanderhall Motor Works’un (vanderhallusa.com) yeni tek koltuklu Venice Speedster modelinin açık kokpitine sıkışıp koruma gözlüklerini taktığımda, 1932 civarının meşhur Bentley sevdalılarından oluşan Bentley Boys ekibinden Sir Henry Birkin’e dönüşüyorum. Tamam, aramızda çok fark var… Birkin monoposto (tek koltuklu) roadster’ı ile İngiltere’nin Brooklands pistinde tur zamanı rekoru kırmıştı; öte yandan ben araca ismini veren şehrin yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde, Güney Kaliforniya’nın Pasifik Kıyısı Otoyolu’nda sakin sakin gitmeye razıyım. Ve merhum yarışçının tarih yazan makinesinin tersine, Silver Vintage Metallic boyalı Venice Speedster’ın sadece üç tekerleği var.

Vanderhall’un kurucusu Steve Hall, “Motorlu bisiklet segmentini tercih etmemizin nedeni, çalışırken bizi sınırlandıran tasarım unsurlarının daha az olması” diyor. “Kategori bize bir dolu özgürlük tanıyor.” Söz konusu özgürlük hissi Vanderhall’un araçlarının sürüş duygusunu da belirleyerek onları güneşle yıkanan yollar için mükemmel hale getiriyor. Belki de Utah merkezli şirketin, serinin büyük bölümüne Batı Kıyısı’ndaki yerlerin isimlerini vermesinin sebebi de bu; diğer modeller Laguna ve Carmel adını taşıyor.

2017’de çıkan iki koltuklu Venice ile aynı platform üzerine inşa edilen önden çekişli Speedster, –fiyatı 26.950 dolardan başlıyor– kompozit karoserle kaplı tescilli tab-and-slot yapılı alüminyum monokok şasiden oluşuyor. Kabininde havacılık aletlerine benzer analog göstergeler, Bluetooth uyumlu 200 vatlık ses sistemi, ısıtmalı deri döşemeler ve küçük bir el çantasını taşıyabilecek büyüklükte depolama alanı mevcut.

General Motors’un 180 bg’lik, 1.4 litre turbo-şarjörlü dört silindirli motoruyla (185 ft lbs tork üretiyor) çalışan aracın şanzıman sistemi, tork dönüştürücüyle donatılmış Hydra-Matic 6T40 altı hızlı otomatik vites. Güç aktarma organlarının kombinasyonu, 615 kiloluk (boş ağırlık) üç tekeri 4.5 saniyede sıfırdan 100 kilometreye çıkarıyor; en yüksek hızı ise 220 km/s. Ama bir Formula 1 fenomeni kadar tecrübeli değilseniz, bu maksimum hız teoride kalsa daha iyi olur. Kilitlenmeyen fren sistemi, çekiş kontrolü ve coilover amortisör sistemli ince ayarlı süspansiyon gibi performans artırıcı özelliklerine rağmen Speedster, tekerlek konfigürasyonu ve sadece 11 santimlik yerden yüksekliği (tam yüksekliği yaklaşık 1 metre) yüzünden yollardaki bozukluklara ve tehlikelere karşı daha duyarlı. Turbo-şarjörlerden çıkan tiz tıslama sesi eşliğinde Batı Los Angeles’a doğru hızlanırken alçak, eğik ön camın yoldaki taşlardan ve böceklerden beni fazla koruyamayacağı gerçeğini göz ardı etmeye çalışıyorum. Korunmasızlığım o kadar aşikâr ki çevredeki otomobillerde kahvelerini yudumlayıp müzik dinleyerek oturanların antitezi sayılabilecek yüksek bir uyarı durumu yaratıyor. Ancak Venice Speedster’ı böylesine özel kılan da bu. Otonom sürüş teknolojisinin baskın çıkmaya başladığı bir zamanda, çok daha ilkel, samimi ve cesur bir deneyim…