Prestijlerle dolu bir hayat vaat eden Monako Prensliği, tarihi otelleri, Michelin yıldızlı restoranları ve kusursuz hizmet anlayışıyla zarif lüksün tanımını yapıyor. Hayattan zevk almayı bilenleri Monako’ya neyin çektiğini görmek çok zor değil. Akdeniz kıyısında yaklaşık iki kilometrelik bir körfezde kurulu ülke;

Yakın zamana dek Fiji deneyiminin büyük ölçüde Fiji’den mahrum kalması biraz şaşırtıcı. Zira, 1970’lerde açılan ilk lüks resort’lar burasını, yapılacak en cazip şeyin mutlak suretle hiçbir şey yapmamak olduğu seçkin sığınaklara dönüştürdü. Arada sırada şarap yudumlamak ve odaları bezeyen tapa kumaşları

Günay Amerika’nın kıyas kabul etmez başkenti, kültürel çıtasını yükseltiyor. Buenos Aires’i Güney Amerika’nın Paris’i’ diye nitelemek mümkün. Muhteşem bulvarları, Belle Époque tarzı mimarisi ve ağaçlarla çevrili meydanları kesinlikle Avrupai bir görkem ve stil duygusu uyandırıyor. Öte yandan eski dünya mirasını ve

En güçlü olan hayatta kalır söylemindeki gücün anlamı değişmeye başladı. Sade yaşam ve köklere dönmeyi başarmak ilk adım. Retro wellness akımı bize teknolojiden kurtularak bir kulübede yaşayabilmek konusunda ilham veriyor. Henry David Thoreau’nun en popüler eserlerinden Walden ile tanıştığımda henüz üniversiteye