Rol Çalan Markalar

 

Senaryosundan yönetmenine oyuncusundan atmosferine kadar sayılabilecek nice özelliğiyle unutulmazlar arasına giren filmlerin belki de ayrıntı gibi görünen önemli bir oyuncusu daha var: Markalar. Sinemada perdesinde boy gösteren markalar, kuşkusuz ünlerine ün katıyor. O filmde parlayan modeli artık çok özel bir parça sayılıyor. Elbette böylesi yazılar, önünde sonunda öznel beğeni ve tercihlerin ışığında kaleme alındığından, okurun burada yolunun kesişmediği filmler ve markalar olması da mümkün. Geçmişten bugüne de bir yolculuk niteliğinde olan filmler ve markaların danslarına göz atmaya başlıyoruz.

Ölümsüzleşen stiller ve efsaneler 

Marlon Brando’nun 1953 yapımı The Wild One filmi, o dönemlerin gençliğiyle bir idolü buluşturuyordu. Brando’yu genç ve asi motorcu Johnny rolünde izlediğimiz filmin bir özelliği Brando’nun kendi motosikletiyle filmde yer alması. Biz konumuza dönersek Brando’nun sahneleri içinde en çok akılda kalanı, deri ceketi ve yan yatmış kasketiyle motosikletine yaslanmış haldeki görüntüsü. Bu sahnedeki unutulmaz stili yaratan Schott NYC markasının Perfecto modeli deri ceketi. Bu ceketleri ve markanın farklı modellerini hâlâ bulabilmek mümkün.

Audrey Hepburn’ün ünlü kahvaltı karesi.

Truman Capote’nin Breakfast at Tiffany’s ismiyle 1958 yılında yazdığı kitap, 1961 yılında aynı adla Blake Edwards tarafından sinemaya aktarıldı. Filmin ilk sahnesinde, New York’taki ünlü mücevher dükkânı Tiffany & Co.’nun vitrinine bakarak kahvaltı niyetine elindeki kruvasanı yiyen Holly Golightly (Audrey Hepburn) ile tanışırız. Filmi izleyenlerin aklında bunun gibi birçok kare olduğuna eminim. “Kedi” isimli kedinin rol yeteneği ve sevimli görüntüsü gibi… Tabii ki filmde Audrey Hepburn‘ün tüm zarafetiyle üzerinde taşıdığı birbirinden şık elbiseler de aklımıza kazındı. Bu kıyafetler arasındaki Givenchy imzalı küçük siyah elbise ise filmle beraber bir fenomene dönüştü.

Bu filmden sonra, De Niro’nun filmde giydiği ceket çok satmaya başlamış.

Robert De Niro, gelmiş geçmiş en iyi performanslarından birini sergiliyor, Martin Scorsese’nin yönettiği 1976 yapımı Taxi Driver’da. Vietnam Savaşı’na katılan ve döndüğünde taksi şoförü olarak çalışan Travis Bickle rolünde harikalar yaratan De Niro’nun ceketi de unutulmaz film kostümleri arasında yerini aldı. Tasarım ve üretimine devam eden Alpha Industries resmi olarak M-65 olarak adlandırdığı orijinal uçuş ceketi farklı versiyonlarıyla satılmaya devam ediyor.

Gerçeğe dönüşen hayal. Geleceğe Dönüş’te Marty’nin giydiği Nike’ler.

1989 yapımı kült bilimkurgu Back to the Future II’da Marty McFly’ın giydiği ünlü Nike ayakkabıları 2016 yılına kadar büyük bir hayran kitlesi tarafından beklenmişti. Filmde 2015 yılına gelen Marty’nin giydiği bağcıklarını otomatik olarak bağlayan akıllı ayakkabılar 2016’da Nike HyperAdapt 1.0 adıyla satışa sunuldu. Henüz bağcıklarını kendisi bağlayamasa da büyük ilgi gören ayakkabılar sınırlı sayıda üretildi. Bir çifti Hong Kong’ta gerçekleştirilen açık artırma sonucunda hayır kurumuna bağışlanmak üzere 104 bin dolara satılan ayakkabının tasarımcısı Tinker Hatfield, ayakkabıyı geliştirmeye devam ediyor.

Cate Blanchett’ın film boyunca sıkça üzerinde gördüğümüz unutulmaz Chanel ceketi.

Blue Jasmine, Woody Allen’ın usta yönetmenliği ve Cate Blanchett’ın başarılı oyunculuğunu buluşturan 2013 yapımı etkileyici bir film. Cate Blanchett, filmde kostüm tasarımcısı Suzy Bezinger ile Jasmine’in göz kamaştıran stiline de imza attı. Filmin büyükçe bir kısmında beyaz Chanel ceketi içinde izlediğimiz oyuncu, bir röportajında kostümlerinin karakteri desteklemesi açısından öneminin farkında olduğunu da söylüyor. Filmde öne çıkan diğer parçalar Hermès çanta ve Carolina Herrera  elbise.

Son James Bond’un neredeyse tüm kıyafet ve aksesuarları Tom Ford imzalı.

“Ford, Tom Ford…” James Bond serisinin birçok filminde karizmatik ajan 007 James Bond’u Tom Ford giydiriyor. Özellikle 2012 yapımı Skyfall ve 2015 yapımı Spectre’de İngiliz aktör Daniel Craig’in canlandırdığı ajanın üzerindekilerle yine türlü macera yaşadığının altını çizelim. Tom Ford’un filmdeki izleri, takım elbiseler ile sınırlı değil. Son dönemde James Bond karakterinin kullandığı, smokin, gömlek, kravat, gözlük gibi bütün kıyafet ve aksesuarlar da genellikle Tom Ford imzası taşıyor. Bond filmlerinde kullanılan diğer materyalleri ve markalarını da yazının devamında okuyabilirsiniz.

Bvlgari mücevherleri, bu filmde ayrı bir ışıltıya sahipti sanki.

Göz alıcı mücevher ve aksesuarlar

Martin Scorsese’nin 1995 yapımı Casino filminde Sharon Stone ve Robert De Niro’nun yatağa uzanıp Stone’un önünde yatağa dağılmış duran mücevherler eşliğinde tatlı bir sohbette oldukları sahneyi bilirler. İşte bu sahnede yatakta arzı endam eden, tüm ihtişamıyla Stonu’u dahi arka planda bırakan bu mücevherler Bulgari’ye ait. Muhtemelen bu mücevherler en az film kadar akıllara kazınmıştır.

Titanic’teki ünlü mücevher Okyanus’un Gözü

Yaşadığı facia ve sahip olduğu hikâyeler nedeniyle daha önce de sinema perdesine taşınan Titanic, 1997 yılında James Cameron’ın yönetiminde ve büyük bir prodüksiyonla seyirciyle buluştu. 11 Oscar alan, Leonardo di Caprio ve Kate Winslet’ın iki aşığı oynadığı filmin çıkış noktası ‘Okyanusun Kalbi’ isimli kolyeydi. Gerçekte mavi bir elmas olduğu söylenen mücevherin filmdeki versiyonunu Asprey & Garrard adlı mücevher firması tasarlamış.

James Bond’un ünlü Omega’sı.

James Bond filmlerinde 007’nin şıklığının en özel detaylarından biri de kol düğmeleri. Bond, bugüne kadar kol düğmelerinde çoğunlukla Tom Ford, S.T. Dupont ve Dunhill markalarının tasarımlarını kullandı. Bond’dan devam edersek, 1961 yapımı Dr. No’da Sean Connery’nin canlandırdığı James Bond’un kolunda Rolex Submariner görsek de, 1995 yapımı Golden Eye filminden bu yana ünlü ajan Omega Seamaster marka saat kullanıyor. Bond’un gözlük seçiminde ise tek bir markada ısrarcı olmadığını görüyoruz. James Bond’un Tom Ford, Persol, Calvin Klein gibi ünlü markaların tasarımlarını çok şık bir şekilde taşıdığına şüphe yok.

Ünlü yarışların filminde ölümsüzleşen saat TAG Heuer Monaco.

Saatler söz konusu olduğunda Lee H. Katzin tarafından yönetilen 1971 yapımı Le Mans filmini anmadan olmaz. Gerçek Le Mans 24 Saat yarışından görüntülerin de olduğu filmin başrol oyuncusu Steve McQueen‘in kolunda TAG Heuer Monaco marka saati görüyoruz.

Bir dönemin çocukları, bu otomobillerin konuştuğuna inanırdı! Herbie sağ olsun.

En hızlı, en güçlü, en sıra dışı

Gelelim bazı filmlerle bütünleşen otomobillere. Sevimli bir dostla başlayalım. 1968 yapımı, Robert Stevenson imzalı The Love Bug, sevimli otomobil Herbie’yi hayatımıza soktu. 1963 model beyaz bir Volkswagen Beetle Ragtop’un maceralarını anlatan film çok sevildi ve 2005 yılında Herbie Fully Loaded adıyla yeniden sinema perdesine taşındı. Sevmediklerine yağ fışkırtan, hatta lastikleri sayesinde tekme bile atan Herbie zamanın çocuklarının -bugünün yetişkinlerinin- çoğunun kalbinde ayrı bir yere sahip.

Zamanda yolculuk yapmayı kolaylaştıran Delorean DMC-12!

Sırada filmde zamana meydan okuyan bir otomobil var. Robert Zemeckis’in yönettiği Back to the Future (1985, 1989, 1990) serisinde Dr. Emmett Brown’ın (Christopher Lloyd) kullandığı 1981 model bir DeLorean DMC-12 efsane oldu. DeLorean ismini verdiği zaman makinesini kullanarak geçmiş ve geleceğe giden ve beraberindeki Marty McFly (Michael J. Fox) ile türlü maceralar yaşayan doktor, kapıları yukarı açılan aracının içindeki çılgın halleriyle sinema tarihine geçti. DeLorean, serinin sevilmesinde Dr. Emmett Brown ve Marty McFly ikilisi kadar etkili oldu.

James Bond’u canlandıran Sean Connery’e en çok yakışan otomobil Aston Martin’di.

Macera ve tehlike denince öncelik James Bond’un… Zira kendisi birçok markada ve özellikte otomobilin direksiyonuna geçti ve birçok tehlikeyi bu araçların da yardımıyla bertaraf etti. Moonraker’da enkaza çevirdiği bir Bentley’si oldu, ardından yıllar içinde Alfa Romeo, Lotus Esprits, BMW, AMC Hornet ve Aston Martin kullandı.

Tom Cruise, seride birbirinden harika BMW motosiklet ve otomobilleri biraz agresif kullanıyor!

Bir başka aksiyon ve hız serisi Mission: Impossible. 2018 Temmuzunda izlediğimiz Mission: Impossible – Fallout’ta yine tehlikeli görevleri kimselere bırakmayan Tom Cruise’un canlandırdığı Ethan Hunt’un BMW tutkusundan vazgeçmediğini görüyoruz. Christopher McQuarrie’ın yönettiği son filmde bazı kovalama sahnelerinde hayli hor kullanılan BMW M3’lerin kalitesi yönetmenin de dilinde. Hayli dayanıklı olsa da filmin sert sahneleri gereğince bir düzine kadar BMW M3 biraz hor kullanılmış. Hunt’ı, bu filmde BMW serisinden bir motosikletin üstünde gördük.

Seride bugüne kadar yüzlerce araç izlemiş olabiliriz.

2001 yılından bu yana serilerine devam edilen Fast and Furious’u da anmadan geçemezdik. Zira yüzlerce otomobilin göründüğü seride yer alan markalardan birkaçı şöyle: 1963 Chevrolet Corvette Grand Sport, 1969 Dodge Charger Daytona, 1970 Chevrolet Chevelle SS, 2000 Nissan Silvia S15, 2006 Nissan 350Z Tokyo Drift.

Her yıl binlerce dolarlık yatırımın yapıldığı sinema sektöründe hikâyeleri güçlendiren, bazen başrole soyunan daha nice markayı ve marka işbirliğini göreceğiz. Kim bilir?