SB Havacılık’ın Temsil Ettiği Görkemli Helikopter Filosu

 

SB Havacılık, Airbus’ın distribütörü olunca dünyanın merakla beklediği ACH160 helikopterini de satış listesine dâhil etmiş oldu.

 

Bir helikopterin içinde sadece 30 dakika geçirmiş olsanız bile şu iki şeyi iyi bilirsiniz: İnanılmaz pratik araçlardır, gürültülüdürler ve pek o kadar konforlu sayılmazlar. Avrupa’nın en büyük havacılık firması Airbus, özel helikopter sahiplerine daha fazla stil ve zarafet imkânı sunan seçeneklerle işte bu ‘konforsuz’ unsuru değiştirmeyi hedefliyor.

Airbus rotorlu uçaklarının –yani helikopterlerin– büyük bölümü kurtarma, kamu hizmetleri ya da taşımacılık amacıyla üretiliyor ve özel ya da tüzel alıcılar açısından fark gözetmeksizin işletmeler arası bağlamda satılıyor. En azından şimdiye kadar durum böyleydi… Airbus Corporate Helicopters (ACH) markasının kurulmasıyla tüzel ve özel alıcılar kabin iç tasarımını (hatta bir dereceye kadar dış tasarımı) kişiselleştirme imkânına kavuştu.

 

 

 

Eskiden Airbus Helicopters müşterilerinin standart katalogdan önceden tasarlanmış bir kabin seçmesi gerekiyordu ama ACH ile artık tek sınır gökyüzü. ACH145, ACH130, ACH135 ve gelecek yıl teslim edilmeye başlayacak olan yeni ACH160 dâhil bir dizi helikopter modeline ACH işlemleri uygulanabiliyor. Yeni program, holdingin 1997’de iş jeti müşterilerinin talep ettiği ekstra hizmet seviyesini sunmak için kurduğu Airbus Corporate Jets’in doğal bir uzantısı.

Airbus’ın ürettiği bu son teknoloji ürünü helikopterlerin Türkiye’deki distribütörlüğünü ise SB Havacılık üstleniyor. 2017’de kurulan şirket, sivil helikopter filosunun distribütörlüğü dışında bakım, lojistik ve eğitim desteği de sağlayacak. SB Havacılık’ın kurucularından ve 15 yılı aşkın süredir Swan Aviation’da özel havacılık pazarında görev yapan Mehmet Yüksel Hocaoğlu ile Türkiye’de helikopter kullanıma yönelik ilgi ve beklentiyi konuştuk.

 

 

 

Hâlihazırda filonuzda kaç hava aracı bulunuyor?

Türkiye’de toplam 122 işhavacılığna yönelik hava aracı var. 74 tane de helikopter… Bunların yarısına yakını parapublic dediğimiz ambulans helikopterleri gibi kamunun kullandığı araçlar. Kalan 46’sı iş amaçlı kullanılıyor. Bunların bir kısmı kiraya veriliyor yani havataxi, bir kısmı da genel havacılık maksatlı (özel kullanım) kullanılıyor. Pazarın %24’ü grubumuza ait. Yani, 74 helikopterin 18’si Airbus grubuna bağlıdır. Ciddi bir rakam bu. Hafiften (Light) Ağır (heavy) kategorisine dek filomuzda 11 farklı helikopter bulunuyor. Bu da, her ara ihtiyaca cevap verebildiğimiz bir ürün grubuna sahip olduğumuzu gösteriyor.

 

Helikopterde rakamlar nedir?

Hava takside 51, genel havacılıkta ise 23 adet helikopterimiz var.

 

Müşterileriniz helikopter ya da iş jetlerinin iç tasarımına yönelik herhangi bir taleple geliyor mu size?

Tabii ki. Ancak tasarımın kendisini biz yapmayız. Tasarımı yapmak da ayrı bir yetki. Şu anda Türkiye’de bir iş jetinin/helikopterin içinin tasarımını yapacak çapta bir şirket zaten bulunmuyor. Tüm bu süreç ayrı bir mühendislik, birtakım hesaplamalar gerektirir. Bu hesaplamanın da o hava aracını onaylayan otoriteler tarafından ayrıca onaylanması lazım.

 

Siz hangi noktada devreye giriyorsunuz peki?

Müşterilerimizle oturup taleplerini dinliyoruz. Kendi havuzumuzda birçok seçeneğimiz hazır durumda. Çoğu zaman da müşterilerimiz bu geniş listenin içindeki önerileri tatmin edici buluyor. Ekstra talepler olduğunda da doğru bir şekilde yönlendiriyoruz kendilerini.  İşimiz helikopterleri kullanan ile üreten arasında köprü görevi üstlenmek.

 

Uçuş emniyeti konusuna da hayli profesyonel yaklaştığınızı biliyoruz.

Airbus bundan 10 yıl önce bir karar alarak uçuş emniyetini müşteri memnuniyetinin ilk sırasına yerleştirdi. Uçuş emniyetini birkaç kademede sağlıyoruz. Önce tasarımla başlıyoruz. Tasarımı doğru yapmanız lazım ki, insan-alet uyuşurluğu sağlanabilsin. Araçların ergonomisinin doğru olması gerekiyor. Bir diğer kriter de –üretim aşamasında– kalite kontrolle uçuş emniyeti. Üretmeye karar verdiğiniz aracı doğru mu üretiyorsunuz? Bu soru çok önemli. Bir de araçları sattıktan sonra kullanıcı eğitimleri veriyoruz. Airbus tüm bu alanlarda uçuş emniyetini garanti altına almayı hedefliyor. Kaza oranı yüksek bazı ülkelerde yaklaşık iki yıl eğitimler düzenlendi. Ve başarılı da oldular.

 

Türkiye’de de olacak mı benzer eğitimler?

Kazaların birçoğunun insan ve çevresel faktörlerden dolayı oluştuğunu görüyoruz. Bu eğitimleri Türkiye’de gerçekleştireceğiz. İlki Ankara ve İstanbul’da 4-6 Şubat tarihlerinde  yapılacak. Ardından üç-dört ay arayla –İstanbul ve Ankara’da– altı eğitim planlıyoruz. Bakım merkezi yöneticileri, TAI ve TUSAŞ’tan ilgililer, teknisyenler, pilotlar ve Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü personelinin katılacağı bu eğitimler vaka analizi çerçevesinde gerçekleştirilecek.

 

Filonuzdaki en özel helikopter, ACH’nin geçtiğimiz günlerde duyurduğu ACH160 sanırız?

Evet, flagship modelimiz. Çok yeni bir tasarım. Üstelik tamamen sıfırdan üretilmiş bir model. Üzerinde Airbus’ın bu cihaz için aldığı 68 yeni patent var. Örneğin kuyruğunda Fenestron olarak adlandırılan kuyruk rotorunu yeni bir türevi bulunuyor. Bu, ciddi derecede helikopterin sesini azaltıyor ve güç aktarımında tasarruf sağlıyor. Rotor Pallerinin (pervanelerinin) her birinin ucunda kıvrılma vardır (Blue Edge Blades) ve bu da helikopterlerin o tipik sesini (flapping sound) minimuma indiriyor. İniş ve kalkışlarda asla ses yapmıyor. Gövde tamamen kompozit. Bu helikopterin dünyadaki tüm helikopterler için yeni bir standart belirlediğini rahatlıkla söyleyebilirim.