Robb Report Kulüp: Türkiye Basketbol A Erkek Milli Takımı & Beşiktaş Sompo Japan Antrenörü Ufuk Sarıca

 

Türkiye Basketbol A Erkek Milli Takımı ve Beşiktaş Sompo Japan’in antrenörü Ufuk Sarıca, saha kenarındaki duruşu, stili ve aksesuarlarıyla en az ortaya konan oyun kadar iddialı bir duruş sergiliyor.

Röportaj: Gülay Koç
Fotoğraflar: Haydar Erçin

Saha kenarında ortaya konan oyun kadar stilinizi de konuşturuyorsunuz. Özellikle bileğinizdeki mekanik harikalarla… Saatlere olan ilginiz nasıl başladı? İyi bir koleksiyoner misiniz?
Saatlere ilgim hep oldu. Ve mekanik dünya dipsiz bir kuyu adeta. Sonu yok. Müthiş bir koleksiyoner değilim ama bana göre iyi ve değerli saatlerim var. Aralarında çok tanınan markalar da, ‘no name’ modeller de var. Özellikle hangi markayı sevdiğimi soruyorsanız, U Boat derim.

O halde büyük kadranlar ilginizi çekiyor?
Kesinlikle.

Kolunuzda bir Audemars Piguet görüyorum. Hangi modeli?
Sınırlı sayıda, sadece 960 adet üretilen Audemars Piguet Royal Oak OffshoreShaquille O’Neal. Çok seviyorum bu saatimi. Efsanevi basketbolcu Shaquille O’Neal’e adanmış bir model.

Genellikle hangi markaları, formları tercih ediyorsunuz?
Büyük bir saat buluyorum; alıyorum. Vacheron Constantin, Audemars Piguet, Rolex, IWC gibi markaları beğeniyorum. IWC’nin Pilot serisine bayılıyorum. Saatle birlikte yüzük de seviyorum. Yüzüklerimin önce taşlarını buluyorum. Sonra özel olarak yüzükler yaptırıyorum. Genellikle yurtdışına gittiğim zaman alıyorum taşları.

Mekanizmasından ötürü beğendiğiniz çok özel bir saatiniz var mı?
Audemars Piguet’yi çok seviyorum. Bir ara Girard-Perregaux’yu çok seviyordum ama model ve mekanizma bazında biraz geri gitti sanki. Önceden daha çok ilgimi çekiyordu.

 

 

Saatlere ilgi duyanlar genellikle saat fabrikalarını gezdikten sonra daha da büyülenirler. Siz daha önce böyle bir deneyim yaşadınız mı?
Çok isterdim ama hiç gitmedim. Eminim o mekanik dünyayı keşfetmek harika olurdu. Şu an sadece kataloglardan inceliyorum saatleri. Ama mekanizmalar oldukça ilgimi çekiyor.
Vaktim olursa mutlaka gitmek isterdim.

Mekaniğe ilgi duyduğunuza göre bir diğer ilgi alanınız otomobiller olabilir mi?
Gençliğimden beri otomobile karşı hep ilgim oldu. Çok sayıda da otomobilim oldu. Şu an için konuşmuyorum ama daha genç yaşlarımda o konuda harcamalar yaptığımı da söyleyebilirim. Bir dönem çok sayıda otomobil alıp sattım. Güçlü otomobilleri seviyorum. Ve hızı da… Bunu trafikte yapmak da çok doğru değil tabii, o ayrı bir mesele. Seyahat etmeyi de seviyorum. Zaten hayatım boyunca hep seyahat ettim ama takımla seyahat etmek farklı tabii. Bazen otelden çıkamadığım anlar oluyor.

İş dışındaki seyahatlerinizde hangi destinasyonları tercih ediyorsunuz?
Bahar ve yaz aylarında, eğer bir iki gün vaktim varsa Akdeniz’e ve Yunan Adaları’na gitmeyi tercih ediyorum. Görmediğim yerleri görmek istiyorum. Profesyonel anlamda defalarca gittiğim yerler olduğu için yeni keşiler de yapmak istiyorum. Eğer bildiğim bir yere gidiyorsam mutlaka daha önce deneyimlediğim bir restoranda yemek yemek de istiyorum. Vakit bulduğum zaman üşenmeden bunu yapmaya çalışıyorum. İki gün gerçekten yaşamak, kafanı boşaltmak, güzel bir yemek yemek rahatlatıcı oluyor.

Türkiye’de keyif aldığınız yerler nereler?
Karşıyaka’da antrenörlük yaparken İzmir’de dört sene yaşadım. Orada az önce bahsettiğim dinginliği yakalamak çok daha mümkündü. Lokasyonlar çok yakındı. Urla, Foça, Alaçatı… Dinlenmek için bir günüm bile olsa mutlaka değerlendirebiliyordum. Tüm bunları yapabilmek yani o günlük stresten, hayattan uzaklaşmak, daha fazla enerji veriyor. İstanbul’da böyle bir imkân yok ne yazık ki. Ancak zaman bulduğumda yurtdışında olmak iyi hissettiriyor.

 

 

Saha kenarında objektiflere her daim şık yakalanıyorsunuz. Modaya olan tutkunuz ne boyutta?
Modayı çok iyi takip ettiğim söylenemese de ilgileniyorum tabii ki. Çoğunlukla da eşim bu konuda destek oluyor bana. Takım elbiselerimi özel diktiriyorum. Zaten boyum ve beden ölçümden ötürü istediğimi kolay bulamıyorum. Tarzım konusunda olumlu geri dönüşler alıyorum.

Sahada şık görünmek de oyunun kuralı mı?
Yapılan iş görsel odaklı. Basketbol salon sporudur. Keza salonun içindeki izleyiciler kadar televizyon başında da izlenen bir oyun. Dolayısıyla kenarda şık olmak da işin en önemli yanı. İlaveten benim de hoşuma gidiyor şık olmak, böyle görünmek. Kendimi iyi hissetmem, orada bakımlı olmak bence önemli.

Hangi markaları tercih edersiniz kıyafetlerinizde ve ayakkabılarınızda?
Takım elbiselerimi Brooks Brothers’da diktiriyorum. Ayakkabıda da bana en uygun Tod’s’unkiler. Aynı şekilde Prada’dan da rahatlıkla ayakkabı bulabiliyorum. Ama her istediğim markadan temin edemiyorum. Yurtdışında durum daha farklı. Özellikle ABD’ye gittiğimde orada bedenler hep büyük olduğu için sıkıntı çekmiyorum.

Bir gününüz nasıl geçiyor?
Haftada hemen hemen her gün antrenmanlarımız oluyor. Sezon içinde
haftada iki maç oynuyoruz. Dolayısıyla bazen haftada iki seyahatimiz olabiliyor. Bu yoğun tempoda pazar günleri oyunculara izin verebiliyoruz. Sezon bir maça düştüğü zaman, oynadığımız maçlardan sonra dinlenme günü veriyoruz. Hem dinlenmeleri,hem tedavileri için. Mental olarak da yoruluyorlar.

Bu yoğun tempoda kendinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Ayırmaya çalışıyorum. Basketbol hayatım ama bunu tek başına yapmam mümkün değil.
Hayatın diğer taraflarını da yaşamak lazım.