Saat Alırken Nelere Dikkat Etmeli?

Az bilinen bu tehlikeler koleksiyonerlere pahalıya mâl olabilir.

Vintage saatler, hayat ve tarihle dolu güzel objelerdir; koleksiyonlarını yapmak da her geçen gün popülerleşiyor. Fakat bu, özellikle acemiler için, tuzaklarla dolu bir macera olabilir. Eski dönemlerde saatler, bir alet muamelesi görür, birçok saat yapımcısı orijinalitesini ve yatırım değerini hesaba katmadan kullanım amacını esas alarak parçalarını değiştirir ve saate müdahale ederdi. Burada muhtemelen bilgi sahibi bir topluluğa hitap ettiğimi bilsem de nispeten deneyimli koleksiyonerleri bile saatin yatırım değerini düşüren bir restorasyon detayını gözden kaçırdıkları için para kaybettiğine sık sık şahit oluyorum. Mesela yüz binlerce Dolar’a satın aldıkları RolexPaul NewmanDaytona’ların saat kolları öncesinde parlatma işlemine tabi tutuluyor, dolayısıyla ederleri alış fiyatının yarısından az aslında. O yüzden girişimde bulunmadan önce kadran, saat kolları, bezel, mekanizma ve hatta kasa hakkında mutlaka bilgi edinmeniz gerekiyor.

Acemilerin kimi zaman “yüz” olarak adlandırdığı kadranlar genellikle saat değerinin büyük bölümünü belirler; bazı durumlarda %99 ya da daha fazlasını. Saat yapımcıları yıprandıklarına kanaat getirdikleri takdirde kadrandaki saat imlerini tekrar basar ve orijinalliğini bozar. Yeniden basılmış kadranların değeri çoğunlukla önemli ölçüde düşer. Yukarıda bahsettiğim gibi sık görülen bir diğer restorasyon unsuru da kadranı “parlatmak”, yani saat kollarının ya da rakamların karanlıkta ışıldamasını sağlayan orijinal lüminesans boyayı temizlemek ve daha parlak, fonksiyonel hale gelecek şekilde yeniden boya uygulamaktır. Bazen tüm saat kollarının yerine yenileri takılır. Böyle durumlarda 1950’lerden bir Rolex Submariner’in 500 bin Dolar’lık değeri kolayca 50 binin altına iner. UV feneriyle yapacağınız basit bir test, kadran ve saat kolları arasındaki tutarsızlıkları gösterebilir. Geiger sayacıyla, 1963’ten önce üretilen saatlerdeki radyasyon seviyesini ölçmek, kolların radyoaktif boyayla boyanıp boyanmadığını anlamanızı sağlar. Saat sahiplerine kötü haberler vermekten, satın almadan önce saatleri hakkında dürüstçe bilgilendirilmediklerini söylemekten hiç hoşlanmıyorum.

1960’ler öncesinde Patek Philippe ve Vacheron Constantin gibi bazı saatlerin kadranlarına emaye baskı yapılırdı. Rutin bakım hizmetinde emayenin sertliği, üreticilerin kadranları zımpara kâğıdıyla temizlemesine olanak verirdi. Ancak bu “temizlik” metal üzerinde dikey çizikler bırakır, saatin değerini düşürürdü.

Bezel meselesine gelince… Rolex Submariner ve GMT-Master gibi saatlerde dalgıçların sualtında geçirdiği süreyi ölçmesine ya da pilotların başka bir saat kuşağında 24 saatlik zamanı görmesine imkân veren ölçekli halkalar vardır. Alüminyum bezel eklentiler zamanla karardığı ya da yıpranarak çizildiği için servise gittiklerinde Rolex genellikle onları değiştirirdi, ama bu parçaların orijinalliği koleksiyonerler açısından çok önemli ve mesela orijinal bezel ile donatılmış 1950’lerin Submariner’larının fiyatı 30 bin Dolar’ı aşabiliyor.

Mekanizma, yani saati işleten motor da zamanla yıpranır veya su ve pas yüzünden zarar görür; saat yapımcıları da tüm mekanizmayı yenilemek zorunda kalır. Saatinizi satmaya niyetlendiğinizde, Patek Philippe gibi arşivlerinde detaylı bilgi (ya da tasdik belgesi) barındıran markalarda mekanizmanın seri numarası kasanın seri numarasıyla uyuşmuyorsa, umduğunuzu bulamayabilirsiniz.

Perdahlama işlemine de dikkat edin. Saat tamircileri daha parlak ve yeni görünmeleri için eski kasaları perdahlardı –bazıları hâlâ yapıyor– ama çoğu koleksiyoner kasaların yıpranmış, eskimiş görünümünü seviyor. Bu işlemin estetiğin ötesinde dezavantajı kasa metaline zarar vermesi ve saatlerin üretildikleri sırada sahip oldukları zarif köşeleri ve kenarları kaybetmeleri. 1950’lerde ve 1960’larda üretilen Rolex Submariner ve GMT-Master’ların eğimli kenarları buna örnek. Kasasına perdah işlemi uygulanmamış bir saatin değeri, kasası perdahlı emsaline oranla kat be kat fazladır.

Özellikle geleceği hesaba katan koleksiyonerler, lüks kategorisinde giren pek çok eşyanın tersine saatçilik alanında bir parça ne kadar parlaksa değerinin o kadar düşeceğini unutmamalı.  

Yazı: Eric Wind (Saat uzmanı Eric Wind, vintage saat alımı ve satışı gerçekleştiren Wind Vintage adlı şirketin de sahibi.)