Robot Terzilerin Yükselişi

Ismarlama takım elbise yapımcılığının özü onu yapan insanlarla yaşadığınız bire bir deneyime dayanır. Ama ya işlerini makineler devralırsa ne olur?

İki parçalı ısmarlama takım elbise için terzi, makastar ve muhtemelen pantolonda uzman bir diğer zanaatkârın dâhil olduğu ortak süreçte 80 saatten fazla emek harcanması gerektiği sık sık dile getirilir. Bir terzi çırağı, ‘kaban yapımcısı’ diye nitelendirilmeden önce beş yıl çalışmak zorundadır. Pantolon patını elde dikmekten ceketin kol oyuntusunu elde gevşeterek açmaya kadar, Londra’nın önde gelen Savile Row Bespoke birliğinin öngördüğü mesleki yeterlilik şartlarına ulaşmak son derece detaylı ve kapsamlıdır. Ismarlama takım elbise daima bir dizi geleneksel becerinin ürünü, bir zanaatkârın elinin ve gözünün nuru olur.

En azından şimdiye dek…

Son 18 aydır Avrupa terziliğinin kutsal salonlarında dramatik bir değişim yaşanıyor. Sırtlarında tarihin ve şöhretin ağırlığını taşıyan pek çok safkan terzi evi, giderek daha fazla yeni teknolojileri deneyimliyor. Yurtdışına lazer kesim tekniğiyle elbise patronu göndermekten, tarayıcı kullanarak ölçü almaya dek uzanan bir yelpazede… Amaçları,  makine işi terziliğin, geleneksel ısmarlama giyim piyasasında yayılmasını ve hatta piyasa aktörlerine kök söktürmesini sağlamak. Bazıları bunun ilerlemenin ve modern dünyaya uyum sağlamanın doğasında olduğu görüşünde. Bazılarına sorarsanız da gerçek bir lanet…

Savile Row duayeni ve ısmarlama terzi evi Anderson & Sheppard’ın genel başkan yardımcısı Anda Rowland’a göre elde dikilmiş bir takım elbisenin sağlamlığı su götürmez bir gerçek. “Bizim takımlarımız zamansız bir stili temsil eder: göğüs boyunca zengin drapeler kesilir ve giysi kolu rahat olması için küçük bir kol oyuntusuna yerleştirilir. Ölçüye uygun bir giyside bunu taklit etmek imkânsız. Ölçüye uygun takım elbise hazır giyimin kişiselleştirilmiş versiyonudur. Genellikle hazır giyimdeki endüstriyel tekniklerin aynıları kullanılarak fabrikada yapılır.”

Ama teknolojinin nimetlerini yekten yok saymak mümkün mü? Londra’nın diğer ucunda, Chiltern Street terzisi English Cut, MTM Code adını verdiği bir konsept geliştirdi. MTM Code’da ölçüye uygun dikim yönteminden (MTM 1) müşterinin şirket içinde alınan ölçülerinin Japonya’daki lazer kesim atölyesine sevk edildiği MTM 3’e dek üç farklı kişiselleştirme seviyesi var. Japonya’daki atölyede ileri teknoloji kullanılarak patrondan taslak model hazırlandıktan sonra -ancak yakın dönemde mümkün olan bir uygulama- son rötuşların yapılması ve tamamlanması için yine İngiltere’ye gönderiliyor. Sonuç biraz karışık: Bazı müşteriler bir robotun elinden çıkma ileri teknoloji ürünün tam da English Cut’ın tarzını yansıttığını söylüyor, bazıları da üstlerine oturmadığını, bir dizi düzeltme talep ettiğini bildiriyor.

Şirketin baş kaban yapımcısı Paul Griffiths, MTM Code’un piyasadaki aşikâr bir boşluğu doldurduğu görüşünde. “Lazer kesim ile eski usul zanaatkârlığı bir araya getirmenin diğer ‘tara-ve-yap’ metotlarından apayrı bir yerde durduğunu düşünüyoruz” diyor. Metot geleneksel ısmarlama giyim yönteminden pek de hızlı olmamasına karşın –Savile Row’daki gibi English Cut’ın MTM Code takımları da üç ila sekiz haftada hazırlanıyor- maliyeti yaklaşık üçte bir oranında düşüyor.

Peki ama şu diğer tara-ve-yap metotları hangileri? Tailor Made London’da bu iş için biçilmiş kaftan bir ‘bozguncu’ var. Marka kurucusu John Buni, makastarın (ısmarlama giysi sürecinin başlangıcında müşterinin ölçülerini almaktan sorumlu kişi) görevini göz açıp kapayıncaya kadar yapan 3D vücut tarayıcısı kullanarak kişiye özel takım elbiseler üretiyor. “Tarayıcı süreci hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor” diye açıklıyor. “Sadece 10 saniyede binlerce kesin ölçü alabiliyoruz; 3D vücut tarayıcısı müşterinin postürünün kusursuz tasvirini çıkararak birkaç kez prova etme ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Böylece takımları Savile Row’a sipariş ettiğinizde beklemeniz gereken sekiz haftanın tersine dört hafta kadar kısa bir sürede tamamlayabiliyoruz.”

Kâğıt üzerinde etkileyici, ancak bu tip bir hizmet terziliğin inceliklerini riske atıp geleneksel yaklaşımı sekteye uğratmıyor mu? Parisli usta terzi Lorenzo Cifonelli, Tailor Made’deki gibi gelişmeleri bayağı bulan birçok erbaptan biri. “Cifonelli daima ısmarlama sanatının zanaatkârlık ruhunu teşvik etmeye çalışır” diyor. “Ölçü almak, yaptığımız işin sadece ilk adımı. Her müşterimize yaratıcılığımızı yansıtacağımız bir model gibi yaklaşırız. Bu yaklaşımı ancak müşteriyle yakın bir ilişki kurarak geliştirebilirsiniz ve uzun soluklu tecrübelerin sonucunda oluşur.”

Belki. Ama ya robotlar Cifonelli’nin sürüden ayrılmalarını sağladığına inandığı türden bir deneyim edinebilirse? Giyim sanayinin dışındaki uzmanlar robotlarla yapay zekâ sistemlerini bağdaştırarak robotların insan metotlarını öğrenmelerini ve yaptıkları işte zamanla gelişmelerini sağlayacak deneyler yapıyor. Robot bilimi uzmanı Chris Middleton “Yapay zekâ insanların çabucak yaptıkları şeyleri yapmayı kesinlikle öğrenebilir. Daha geçenlerde makine öğrenme sistemine bağlı bir robot kolu, bir tahta bloğunu hareket ettirmeyi kendi kendine öğrendi. Bir insanın kendi kendine 100 yılda öğreneceği şeyi anlaması, sadece 50 saat sürdü. Bloğu fiziksel olarak hareket ettirmeden önce sanal olarak kendine öğretti” diye anlatıyor.

Dolayısıyla teoride aynı robot eline makas ya da iğne tutması ve aynı teknolojiyle iplik geçirmesi öğretilebilir. Ama Middleton o aşamaya gelene kadar kat edilmesi gereken çok yol olduğunu belirtiyor. “İnsanların içgüdüleriyle yapabilecekleri, ama robotların öğrenmesinin yıllar süreceği birçok işlem var” diyor. “Örneğin farklı kumaşların vücudunuzda nasıl duracağı. Robotlara farklı kumaşların özelliklerini öğretecek bir program tasarlamak için insanların çok zaman ve çaba harcaması gerekir.”

Bu durum lüks imalat sektörünün başka bir bölümünde de geçerli. Karma Automotive baş stratejisti Ken Stewart “Robotiklerin en iyi uygulama alanı bir insana ergonomik açıdan yardımcı olmaları, sözgelimi kullanılan bir parça fazla ağırsa ya da işlem tekrarlanan bir hareketi içeriyorsa, vesaire… Ama asla robot kullanmayacağımız operasyonlar da var çünkü insan dokunuşu ya da gözü taklit edilemez. Mesela kabinlerde çok fazla lüks deri kullanıyoruz ve iç döşeme, bilimden ziyade bir sanattır.”

Terzilerin dünyasında ise en başarılı makine işi işlemler bile yavaş yavaş gelişiyor. Edward Sexton’ın makastarı ve kreatif direktörü Dominic Sebag-Montefiore’nin şirketin bizzat hazırladığı Sexton patronunu müşterilere ulaştıran Offshore Bespoke hizmetini geliştirmesi yıllar sürdü. Giysi patronu yurtdışındaki uzman bir atölyede biçilip dikiliyor ve ortaya büyük oranda makineyle yapılmış ısmarlama bir takım çıkıyor. Offshore Bespoke uygulamasına müşteriler çok rağbet etmesine rağmen kreatif direktör sınırları konusunda hayalperest davranmaya niyetli değil. “Şirket içinde omuz omuza çalışan terzi ekibimizle giysiler tasarlıyoruz. Dur durak bilmeden müşterinin isteklerini en iyi şekilde yerine getirmenin yollarını arıyoruz; farklı terziler müşterinin taleplerine bağlı olarak yöntemlerini değiştiriyor” diyor Sebag-Montefiore. “Müşterilerimiz Offshore Bespoke servisimiz sayesinde elde dikilmiş takımlarımızın neredeyse yarı fiyatına ısmarlama takım alabiliyor, ama bir robotu aynı oranda denetlemeniz imkânsız.”

Elbette bu, her şeyin birkaç yıl içinde değişemeyeceği anlamına gelmiyor. Karma’dan Stewart “Şu anda yapay zekâyı kullanmanın en iyi yönteminin öğrenmeyle ilişkili olmayan verileri işlemek olduğunu biliyoruz. Robotlar zamanla parçaları yerleştirmeyi kendi kendine öğrenir diyemeyiz, henüz böyle bir şey yok. Gelecekte olabilir mi? Kesinlikle. Öğrenme metodolojileri robotların bunu yapmasına izin verecek şekilde gelişiyor, ama bu aşamada yetersizler.”

Bu ısmarlama robot terziliğinin önündeki engellerden biri, ama sadede gelirsek robot bilim uzmanı Middleton, erkek giyim imalatında artan otomasyonun uzun vadede el yapımı ısmarlama terziliğe gösterilen talebi güçlendireceğini düşünüyor. “Bir anlamda plak piyasası gibi” diyor. “Bir şey ne kadar otomatikleşir ya da dijitalleşirse belli bir müşteri kitlesi o kadar fazla analog olana değer verir. Bu bir kumar değil. Daima makine işi kıyafetler ve el yapımı kıyafetler olacak ve bence bu iyi bir şey.”

Geleneksel terzilikte bir dönüm noktasına yaklaşıyoruz. Yeni teknoloji piyasayı demokratikleştiriyor ve günümüzde “ısmarlama” bir takım, birçok anlam ifade ediyor. Önümüzdeki 10 yılda ısmarlama terziliğin geleceğine karar vermek hem zanaatkâra hem müşterilere düşecek. Hiç şüpheniz olmasın, robotlar geliyor. El yapımı giysilerdeki beceri ve maharetin kıymetini bilenler için neyse ki hâlâ aramızda değiller.