Koleksiyonuyla Yeşeriyor

Sanat, hayatının büyük bir parçası. Düşünüyor, araştırıyor, uyguluyor... Ama en çok bu konuda emek harcadıktan sonra ortaya çıkan sonucu seyretmeyi seviyor. Bugün dev bir markayı yöneten Mustafa Taviloğlu, aslında sanatın kendisini biçimlendirmesini seviyor.

Boğaz’dan dalgaları delercesine geçen bir yük gemisi, vapurların tepesindeki sarhoş martılar, kibrit kutusu gibi görünen balıkçı tekneleri ve biraz daha arkada, maviyle bütünleşen yemyeşil tepeler… Tıpkı bir sanat galerisinde hayranlıkla seyrettiğiniz manzara tablosu gibi değil mi? Aslına bakarsanız Mustafa Taviloğlu’nun evinin terasından görünen bu muhteşem manzara, o gün hiç kimsenin dikkatini çekmemişti. Belki de hep yanı başımızda olduğu içindir ki, Boğaz bu sefer ikinci planda kalmış gibiydi. O günün baş aktörleri evin duvarlarını mesken edinmiş, Taviloğlu koleksiyonunun bir parçası olan tablolardı. Nereye baksanız yaşam sevinci aşılayan bir Fikret Mualla, yaratıcı zekâsıyla büyüleyen bir Cihat Burak tablosunun karşınıza çıktığı bu evde aksi pek mümkün değil.
En nihayetinde, sayısız telefon görüşmesi ve uzun mail trafiğinin ardından karşımıza çıkan Mustafa Taviloğlu, gözlerimizin salondaki tablolara kitlendiğini fark etmişçesine sessizliği bozuyor. “Şu balıkçıyı görüyor musunuz” diye söze giriyor, Argun Okumuş’un yağlı boya tablosunu göstererek. “Adamın elinde balık, her tarafında bir renk, bir his. Bu çok özgün bir çalışma gibi geldi bana. Sürekli balıklı, denizli tablolar yapıp beni kandırmaya çalışıyorlar, ama ben her balığı almam. Sadece beğendiğimi alırım.” Kendisi de balık tutmaktan çok hoşlanan Taviloğlu, elimizdeki kahveleri içmeye fırsat bırakmayan bir tempoda konuşmaya başlıyor. Boşa harcanacak tek bir saniyesi bile yok. Ancak yine de işinden, koleksiyonerliğinden ve sanattan bahsederken adeta zamana ket vurarak tutkulu cümleler kurmaktan kendini alamıyor. Bugün, saygın bir işadamı ve başarılı bir koleksiyoner olarak anılmasının nedeni belki de bu derin tutkuları.
Mudo ve Mudo Concept markalarıyla Türkiye’de özgün ve öncü bir tarz yaratan Mustafa Taviloğlu, neredeyse her gün sanatın kıyılarında gezinen bir işadamı. Sezonun en yeni ürünlerini seçer ve onaylarken de bir sanatçı tutumuyla davranıyor. Moda ve dekorasyon sektöründeki gelişmeler, yurtdışı defileleri ve moda fuarları Taviloğlu’nun takibi altında. “Petrolcü olamazdım herhalde” diyor, “Ben yaratıcı, hayatı tamamlayan işler yapmayı seviyorum. Koleksiyonerlikle birlikte sanatın içinde olmayı seviyorum. Çünkü bu, işimin bir parçası. Bizim sattığımız neticede bir iki metre kumaş. Bunu doldurmak için bir sürü şey lazım. Koleksiyonerliğin işte bu noktada adeta beni yeşerttiğini hissediyordum. Hissettikçe su alıyorum, besliyorum kendimi. Belki fazla kilo aldım. Şimdi onları atacak, yani resimleri sergileyecek bir yer gerekiyor.” Ancak müze projesinin hayata geçirilmesi için henüz hazır olmadığını belirtmeden de edemiyor. Zira Tavil-oğlu’na göre müze yapılacaksa layıkıyla yapılmalı.


Devamı Robb Report’ta...

 

 



Robb Report


E-Bülten Aboneliği

Ad Soyad
E-Posta
 

 

 
© 2012 Doğuş Yayın Grubu
Doğuş Yayın Grubu Dergileri: National Geographic Türkiye | National Geographic Kids | CNBC-e Business | Motor Boat & Yachting | Robb Report