Mücevher

Taş Bukalemun


1950’lerin sonlarında, değerli taşlar konusundaki araştırmaları ve eğitim çalışmalarıyla dünyanın önde gelen kurumlarından olan Gemological Institute of America’da (GIA) çalışan bir uzman, olağan dışı yeşil bir elması incelemeye aldı. Ayrıntılı bir araştırmanın ardından, elması özenle laboratuvar kasasına yerleştirdi ve evine gitti. Ertesi sabah bir diğer uzman elmas üzerinde çalışmak üzere laboratuvara geldiğinde, yeşil elmasın yerinde olmadığını ve onun yerine sarı bir elmas örneği bırakıldığını gördü. Laboratuvar, kayıp taşı bulmak için köşe bucak aranırken, diğer yandan da bu yeni taş üzerinde hummalı bir araştırma başlatıldı. Panik dolu arayış bir süre sonra sona erdi. İkinci taşı inceleyen uzman, bir süreliğine ayrıldığı yerine döndüğünde tam da sarı elması bıraktığı yerde, yeniden yeşil elması buldu. İşte o zaman iki taşın da tek ve aynı olabileceğini düşündü. Hiç vakit kaybetmeden, taş üzerine değişik açılardan farklı ışık türleri uyguladı. Tahmininde yanılmamıştı: Elinde tuttuğu taş, şimdiye kadar rastlanmamış yeni bir elmas çeşidiydi... Tam bir bukalemun gibi gizemli bir şekilde, parlak ışıkta yeşile, karanlıkta ya da yüksek sıcaklıkta sarıya dönen renkleriyle elmas, dünyanın en ünlü gemologlarını bile hayretlere düşürdü.
Adını, bulunduğu ortama göre renkten renge giren bukalemundan alan elmas, son derece ender bulunan bir tür. GIA’de laboratuvar ve araştırma bölümünün başkan yardımcılığını yürüten Tom Moses’e göre, bukalemun elmasa genelde iki ya da daha küçük karatlık boyutlarda rastlanıyor. Bu şaşırtıcı taşlar hakkındaki gerçekler, Chopard’ın yakın zamanda çıkarttığı ‘kusursuz’ olarak nitelendirilen 31 karatlık elması daha da inanılmaz kılıyor.
Devamı Robb Report’ta...

 



Robb Report


E-Bülten Aboneliği

Ad Soyad
E-Posta



 
© 2008 Doğuş Yayın Grubu