Ömer Türkmen İle Mekanik Yolculuk

IWC Schaffhausen’ın karmaşık mekanizmaları tıkır tıkır çalıştırabilen ustası Ömer Türkmen, Robb Report Türkiye okurlarının katıldığı atölye çalışması için İstanbul’daydı.

 

Schaffhausen’da geçtiğimiz aylarda açılışı yapılan yeni IWC Manufakturzentrum’u görenlerin burasını çağdaş bir sanat eserine benzetmelerine şaşırmamak gerek. Doğayla iç içe, modern bir tarzda inşa edilen bina, markanın gelenekseli teknolojiyle harmanlama alışkanlığının bir parçası. İşte bu binada görev alan zanaatkârlardan biri de Schaffhausen doğumlu Türk saat ustası Ömer Türkmen.

Mekaniğe olan merakının çocukluk yıllarında başladığını söyleyen Türkmen, henüz anaokuluna giderken arkadaşlarının aksine öğretmeninin evden getirdiği kırık TV’ler ya da radyoları tamir ettiğini anlatıyor. “Tornavida, pense seviyordum. Zaten ailem de bu ilgimi keşfetti. Doğum günlerimde genellikle uzaktan kumandalı arabalar hediye ederlerdi. Pilini takıp oynamaya başlamadan önce sökerdim arabaları. Sonra yeniden monte ederdim. Ehliyetimi aldıktan sonra otomobiller ve motosikletler ilgilenmeye başladım; onları da söküp yeniden monte etmekten keyif alırdım.”

Hayatının meslek edinme bölümünde IWC’nin saat ustası yetiştirdiği okulunda dört sene eğitim almış hem de aynı zamanda burada çalışmaya başlamış. “Gazetede gördüğüm bir ilan vasıtasıyla başvuru yapmış, ardından davet almıştım. Ustam bir mekanizmayı sökmemi istemiş; ben de yerine getirip hızlıca monte etmiştim. Bu çok ilginçti çünkü mekanizmayı teslim edip arkasını döndüğü anda parçaları yeniden birleştirmeyi başarmıştım. Her şey o kadar hızlı olmuştu ki, kendisi söküm aşamasına henüz başlamadığıma kanaat bile getirmişti. Sonra IWC’de göreve başladım.”

Geçtiğimiz ay sonunda Robb Report Türkiye okurlarına çok sevdikleri mekanik dünyada yolculuğa çıkarmak için Türkiye’ye gelen usta, gerçekleştirilen atölye çalışmasından oldukça memnun kaldığını söylüyor. “Yaşadığım bölgede Türkler genellikle otomobil veya bilgisayar endüstrisine odaklanır. Saat daha azdır. IWC’de de mesleği öğrenen tek Türk benim. Ancak saat yapımcılığına –atölye çalışmaları gözlemlerim doğrultusunda– daha yatkın olduğumuzu söyleyebilirim” diyor.

Bir saati parçaların ayırıp yeniden monte etmek, mekanizmaların tıkır tıkır çalışmasını sağlama aşırı hassasiyet ve sabır gerektiriyor. Türkmen de bu özelliğiyle ön plana çıkıyor. “İşinizi severek yaptığınızda ince iş üzerinde çalışmak bile keyif verebilir. Bazıları çalışırken etrafında bir ses olsun ister, bazıları da tamamen dışarıyla bağlantısını koparmak… Ben ikinci kategoriye dâhilim. Bir mekanizma üzerinde çalışırken yeri gelir nefesimi bile tuttuğum anlar olur. En ince ayar üzerinde çalışırken 30 saniyeliğine soluk almadığımı anımsıyorum.”

Türkmen, IWC Manufakturzentrum’da ‘Final Inspection’ yani, son kontrol aşamasında görev alıyor. Bitmiş saatler üzerinde son kontrollerin gerçekleştirildiği bölüm burası. Saatlerin ve mekanizmaların hem nasıl çalıştıkları hem de –özel makineler vasıtasıyla– manyetikleri ölçülüyor. “Herhangi bir hasarı var mı, varsa sorunu nasıl giderebiliriz sorularına yanıt aramaya çalışıyoruz. Bir saatin kontrolü ise minimum bir hafta sürüyor.”

IWC’nin geliştirdiği tüm mekanizmalar üzerinde çalışma fırsatı bulan Türkmen, bugüne kadar en çok Caliber 89360’ı sevdiğini söylüyor. “IWC’nin kronograf makinesidir. Saat tutkunları da kalite farkını hemen anlar bu kalibreyi gördüklerinde.”

Fotoğraflar: Erhan Tarlığ