Modada Üçüncü Boyut

Teknoloji hayal gücünün sınırlarını zorladığı gibi modanın da çerçevesini günbegün değiştiriyor ve tasarımcıların daha yükseklere uçmasına izin veriyor.

İcadı ve kullanımı 1984’e dayanan 3D baskı ile bugünlerde insan organları, NASA roket motoru, otomobil, motosiklet parçaları, beton evler ve çok daha fazlası üretilebiliyor. Moda da bu olanaklara kayıtsız kalmıyor. Artık bazı tasarımcıların isimleri 3D baskıyla ve teknolojiyle birlikte anılıyor.
Bu tasarımcıların başında gelen Iris van Herpen, tasarımlarında teknolojinin olanaklarından sonuna kadar faydalanıyor. Tasarımın sınırlarını teknoloji yardımıyla hayli zorlayan Hollandalı van Herpen, 2007’deki ilk koleksiyonuyla cam ve lateks gibi materyalleri ve konfeksiyon yapım yöntemlerini benzersiz estetik vizyonuyla birleştirmesiyle dikkat çekti. Yarattığı tasarımlara New Couture diyen van Herpen, 3D baskı sayesinde elle imalatı imkânsıza yakın olan tasarımları hayata geçirmeye devam ediyor. Bazılarının ‘sanatçı’ olarak nitelendirdiği tasarımcının amacı, teknolojiyi ve geleneksel couture işçiliğini kaynaştırarak geçmişle geleceği günümüzde buluşturmak. Iris Van Herpen’in heykelsi tasarımlarına hareket ve üçboyutlu bir etki veren geometriyi kullanım biçimi, her bir yeni koleksiyonunun merakla beklenmesini sağlıyor. Amsterdam’daki stüdyosunda çalışmalarına devam eden van Herpen’in İlkbahar/Yaz 2018 couture defilesi, 2018 Paris Couture Haftası kapsamında sunulduğunda tasarımcı yine adından söz ettirmeyi başardı. Geçmiş sezonlardaki, bilimkurgu filmlerinden çıkmışa benzeyen kıyafetlerden çok daha giyilebilir tasarımlar sunan van Herpen’in 3D baskı tekniğiyle hazırlanan ve 260 saatlik çalışmanın ürünü olan açılış kıyafeti ise defileye damgasını vurdu. Kendisinin tutkunları arasında Lady Gaga ve Björk gibi sanatçılar da var.

Moda dünyasının bir diğer şaşırtıcı ismi, Brezilya’nın Sao Paulo şehrinde yaşayan Andreia Chaves. Yetenekli tasarımcı, 2010 yılında Floransa’daki Polimoda Moda Enstitüsü’nden mezun olmadan önce uluslararası medyanın ilgisini çekmişti bile. Şubat 2011’de tanıttığı InvisibleShoe isimli ayakkabı tasarımları şaşırtıcı, yaratıcı ve etkileyici bulundu. Chaves, başarılı bir ayakkabı tasarımı için el işçiliği, deneysel malzemeler ve ileri teknolojinin ustalıkla buluşması gerektiğini düşünüyor ve bunu başarıyor. Özellikle InvisibleShoe’nun her bir yüzündeki parçalar bir 3D yazıcı tarafından oyulmuş ve bu parçalar manuel olarak birleştirilmiş. Üzeri tümüyle aynayla kaplı bu ayakkabılar bulunduğu ortamda adeta bir bukalemun gibi kendisini kamufle ediyor. Ayna, lateks, deri, renk değiştiren filament gibi birçok malzemeyi bir arada kullanan Chaves’in küplerle tasarladığı ayakkabıları da hayli ilgi çekici. Zaman zaman Avrupa’da zaman zaman da Brezilya’da olan Chaves, uluslararası birçok şirkete de tasarım danışmanlığı veriyor.

Son yıllarda moda dünyasında kendine ayrı bir yer eden Pauline van Dongen ise, teknolojiyi tasarımlarını yükseltmek için bir araç olarak kullanıyor. Örneğin güneş enerjisi panelleri dikilebilir yapıda olmadığından, tasarımcı, tasarımında deri kullanarak bu paneller için küçük cepler yaratmış ve elbisenin modelinin ilhamını ise yine bu modüllerin formundan almış. Bu elbiseyi giyen kişi kıyafetinden aldığı enerjiyle telefonunu şarj edebiliyor. Philips Design Probes (Philips Design Probes Araştırma Girişimi ortamında çalışmalar, gelecekte ortaya çıkabilecek trend ve davranışları anlayabilmek amacıyla yürütülüyor) programı kapsamında tasarımlar ortaya koyan, karanlık ortamlarda insan görünürlüğünü artıran Mesopic ceketini tasarlayan Pauline van Dongen, tasarımla teknolojiyi birleştiren birçok projeye imza atıyor. Tasarımcı, yeni teknolojileri geleneksel teknikler ve modayla birleştirmekten yana.

Moda ve teknolojiyi mühendislik seviyesinde birleştiren tasarımcı Anouk Wipprecht de bu bakış açısıyla van Dongen’i andırıyor. Bir anlamda kıyafetlerle birtakım psikolojik testler ya da deneyler yaptığını da söyleyebileceğimiz Wipprecht, tasarımlarını giyenlerin duygusal, bilişsel ve tensel deneyimleriyle ilgileniyor. Bu yüzden Wipprecht, kendisini çeşitli deneyim, davranış ve etkileşimleri tetikleyecek teknolojik giysiler üretmeye adamış. Wipprecht’in tasarımlarından birisi, kişinin kalp atışlarına göre daha mat veya saydam hâle gelen Intimacy Black3 isimli elbise. Bir diğeri olan Daredroid, partilerde misafirlere kokteyl yapma yetisine sahip bir elbise, ama kokteyle erişmek için elbiseyi giyenle kıyafetin üzerindeki dokunmatik ekran aracılığıyla “doğruluk mu cesaret mi?” oyunu oynamak gerekiyor. Smoke Dress ve Robotic Spider Dress ise kişisel alan konusunda kendisini giyene yardımcı oluyor. Birisi Smoke Dress’i giyen kişiye, kişinin belirlediğinden fazla yaklaştığında elbise duman püskürtmeye başlıyor. Robotic Spider Dress ise aynı durumda boynun etrafındaki örümcek bacaklarını andıran uzantılarını otomatik olarak hareketlendiriyor. Böylece giysinin sahibinin özel alanını genişletiyor.
3D baskı aracılığıyla geleneksel yöntemlerle mümkün olmayan formları keşfeden tasarımcılar, kendi zihinleriyle birlikte bizlerin de düş dünyasını tetikliyor. Tüm bu tasarımlar, zihnimizde hem teknolojinin hem de modanın ulaşabileceği noktalara dair çıtayı yükseltiyor. Günün birinde, çok daha fazla kişinin 3D yazıcılara erişebilmesi ve kendi tasarımlarını bu teknoloji sayesinde hayata geçirmesi hiç de imkânsız görünmüyor.