Kriptonun Yükselişi

Lüks tüketim ürünlerinizin çoğu yakın zamanda kripto para karşılığı satın alınabilecek duruma gelecek. Sanat sektörü bu işe çoktan bulaştı.

Bitcoin’in değeri, yıllarca süren sakinliğin ardından 2017’de hızla 970 dolardan 20.000 dolara ulaştı. Ekim 2018’teyse aynı hızla 6.321 dolara düştü. Bu dalgalanmaların dünyanın milyoner nüfusuna kaç yeni isim eklediğini kimse bilmiyor ama kripto para birimlerinin yarattığı yeni zenginler, Bitcoin ve Ethereum gibi paraları artık lüks pazarına da sokmaya başlıyor.

Lüks ürünler sektöründeki Bitcoin yarışında henüz çok fazla büyük isim görmek mümkün değil. Ama yine de sanat, otomobil ve diğer küçük lüks ürünler bir süredir kripto paralarla alınıp satılıyor ve bu yükselen pazarın finansal performansı o kadar iyi ki, herkesin gözü üzerlerinde.

Kripto para alışverişini güvenli hale getiren Blockchain teknolojisinin bir süredir sanat sektörüyle uyum içerisinde ilerleyip ilerleyemeyeceği konuşuluyordu. Sanat pazarının alışveriş sırasında güvenliğe ihtiyaç duyması, dünyanın çeşitli sanat piyasalarını kripto parayı sanata dâhil etme fikrine yakınlaştırdı. Bu yakınlaşma azar azar da olsa başta Bitcoin olmak üzere kripto paralarla sanat eseri satışını başlattı ve bu sayede çoğu kişinin kapalı bir kutu olduğundan şikayet ettiği sanat yatırımlarında transparanlık arttı; transferlerde yaşanan problemlerde de azalma görüldü.

Artan talep

Ocak 2018’de, Singapur’daki Art Stage fuarında dört resmin kripto para karşılığı satıldığı haberi, sanat sektöründe epey yankı uyandırmıştı. Ülkenin en büyük sanat fuarı yılbaşında Aditus adında bir sistem kurmuş, koleksiyonerler ve yatırımcıları veya ilk kez bir sanat eseri alacak gençlere sanal bir ticaret ortamı yaratarak, nakit dışında başka gelir kaynakları da olduğunu gösterip sektörü hızlandırmak istemişti.

Londra cephesi ise büyük oynuyor. Mayfair’den bir çağdaş sanat galerisi olan House of Fine Art (HOFA), 2017’nin ortasında, tüm koleksiyonunu kripto parayla satın alıma açık hale getireceğini açıkladı. HOFA’nın kurucularından Elio D’Anna, bu yeni kararlarını sadece trendi yakalayıp ilgi çekmek için almadıkları konusunda ısrarcı olsa da, son birkaç yılda çok fazla müşteriden kripto para meselesinde görüş ve istek aldıklarını belirtiyor. Bunun kaçırılmayacak bir fırsat olduğunu anladıklarını ve şu anda dijital para birimlerinin revaçta olduğunu bilen müşterilerin artık sanat eserlerini bu yolla almayı birkaç yıl öncesinden daha sık düşündüklerini de dile getiriyor. HOFA’nın ekim ayı başında başlayıp sekiz hafta süren kripto para sanat sergisi, bulut bazlı dijital para platformu Uphold tarafından desteklendi ve bu sürenin sonunda galerinin Hollywood’daki şubesine taşındı.

Birleşik Krallık’ın kripto para kabul eden ilk galerisi olan Dadiani Fine Art ise daha açık sularda yüzmeyi aklına koymuş. Başardıklarına bakılırsa, daha da uzaklara yüzeceğine hiçbir şüphe yok. Yaz başında, internetteki sanat sitelerinde o dönemki fiyatı ortalama 4,2 milyon sterlin olarak öngörülen bir Andy Warhol eserinin kripto para karşılığı çevrimiçi bir müzayedede açık artırmaya çıkacağı haberleri dolaşmaya başladı. Fakat bu müzayedenin –kripto para kısmı haricinde– en dikkat çeken detayı, eserin sadece %49’luk hissesinin satılacak olmasıydı. Warhol’un 1980 tarihli 14 Small Electric Chairs eseri, Dadiani’nin Maecenas Blockchain platformuyla işbirliğine gitmesi sonucu temmuzda müzayedeye çıktı ve satış başarıyla tamamlandı.

Kriptonun yükselişiKim, kimdir?

Çevrimiçi satışların geleceğini gören yatırımcılar, Blockchain sisteminin sağladığı güvenilirlik ve transparanlığı da arkalarına alarak yeni kripto para sistemleri kuruyor. Hong Kong’un ilk Bitcoin yatırımcısı olan sanat danışmanlarından biri Jehan Chu, kripto para yatırımı yapan Kenetic Capital adında bir fon yönetiyor. Hedefi, insanlar dijital para birimlerine daha çok güvenmeye başladıklarında, onları birikimlerini sanat alanında değerlendirmeleri için cesaretlendirecek çalışan bir sistem oluşturmak.

ArtCoin’den de bahsetmekte fayda var. ArtCoin Fund sayesinde giderek gelişen ve adı duyulan bu yeni para birimi, ileride sanat alıcılarının güvenle yaklaşabileceği bir sistem olabilir. “Sanat yatırımını demokratikleştirmek” mottosunu benimseyen şirket, hâlihazırda oluşturduğu bir sanat koleksiyonundaki eserleri, dijital para birimi Ether ile satın alınabilen ArtCoin’ler karşılığı alma şansı sunuyor. Zaman zaman internet siteleri Artcoinfund.com’da yayınladıkları raporlarda söylediklerine göre amaçları, sanat dünyasındaki geleneksel elitizmi kırmak ve düşük fiyatlı yatırım fırsatlarıyla herkes için eşit bir ortam yaratmak.

ArtCoin Fund, tecrübeli yöneticileri sayesinde düşük fiyatlara eser topluyor ve ileri bir tarihte değer kazandıklarında bu eserleri satıyor. Kripto paralar ve ArtCoin arasındaki en göze çarpan fark ise ArtCoin’in harcanma alanı. ArtCoin sahipleri, paralarını istedikleri gibi harcayamıyor, sadece fonun koleksiyonundaki eserleri satın almak için ellerinden çıkarabiliyor. ArtCoin Fund ilk satışını Kasım 2017’de yaptı. Bir sonraki satışın ne zaman olacağını öğrenmek için takipte kalmakta fayda var.

Deneysel Bitcoin satın alımlarının arttığını gören Elizabeth White ise sermayesini White Company adlı bir şirket kurmak için harcadı. İkincil piyasadaki yat, helikopter, otomobil, sanat eserleri gibi ürünlere yatırım yapan kripto para sahipleri için bir aracı firma görevi gören White Company’nin 30.000’den fazla müşterisi var. Bunların 60’a yakını, son zamanlarda paralarının 1 milyon dolar kadarını bu tür transferlerde harcadı. White, bir yatırım fonu ortağıyla kripto para piyasasındaki dalgalanmalardan müşterilerini koruyor ve alıcılara fiat (dolar, euro gibi kripto para dışındaki “geleneksel” para birimleri için kripto dilinde kullanılan kelime) ile ödeme yapıyor. White’ın dediğine göre, kendini finanse eden bu şirketin, müşterilerinin kazançlarına karşılık gelen beklentileri karşılamak zorunda kalan lüks şirketlere karşı büyük bir avantajı var. “Yerleşik şirketler asla böyle bir risk almak istemezler. Bu çok korkutucu bir şey.”

Elbette, lüks markaların bu kervana katılıp katılmayacaklarını zaman gösterecek. Ama burada sorulması gereken soru “ne zaman katılacaklar?” değil, “acaba katılacaklar mı?” olmalı. Kripto para kabul etmeye başlamak, daha önce hiç iletişim kurmadıkları genç, yeni nesil zengin tüketicileri markalara yaklaştırabilir.

Mark Lurie ise “title bank” adlı dijital koleksiyonlardan biri olan Codex Protocol’un kurucusu. Title bank’ler, kripto para birimi işlemlerinin kayıtlarının tutulduğu sistemle işliyor: Bir sanatçı eserini bitirdiğinde şirketin sisteminde bir Codex kaydı oluşturuyor. Bu kayıtta eserin tamamını ve ince detaylarını gösteren fotoğraflar bulunuyor. Potansiyel alıcılar bu kayıttan eseri inceleyerek Codex’in dijital para birimiyle satın aldıklarında, Blockchain’i gizli, kişiselleştirilmiş bir kodla kırıp, eserin Codex kodunu kendi adlarına kayıt ettiriyorlar. Böylece bir eser sahibi oluyorlar.

Codex Protocol’un rakiplerinden Verisart da benzer bir sistem oluşturmaya çalışıyor. Bu sistem gelecekte Blockchain kayıtlarını ve görsel tanıma teknolojisini kullanarak bir sanat eserine veya koleksiyonluk ürünlere dijital ortamda orijinallik sertifikası verebilecek.

Maecenas ise yıl sonunda aynı teknolojiyi kullanan bir sanat finansman hizmeti sunmaya hazırlanıyor. Maecenas’ın sistemi, diğerlerinden farklı olarak bir sanat eserinin birden fazla sahibi olmasına izin verecek (tıpkı Temmuz ayında hissesini sattıkları Andy Warhol eserinde olduğu gibi) ve belki de alıcılara bir Picasso’da pay sahibi olma ve hisselerini gelecekte almak istedikleri krediler için teminat olarak gösterebilme şansı sunacak.