Jaguar Land Rover’ın Yeni Klasikler Serisi

Jaguar Land Rover’ın yılların eskitemediği üç güzelliği, bir avuç talihli için yeniden hayat buldu. Geri kalanınız şimdiden sıraya girse iyi olur.

İngiltere’nin başka hiçbir köşesi, Britanya’nın sahil şeridi boyunca uzanan South Downs’ın yemyeşil geçitleri ve tepeleri kadar İngiliz değildir. Richmond Dükü ve Düşesi’ne ev sahipliği yapan büyüleyici taşra malikânesi Goodwood da bu sıradağların engin yamaçlarında konuşlanır.

Yolunuz Goodwood’un kireçtaşı ve mıcırdan müteşekkil topraklarına düşerse, bakımlı park alanları ve kadifemsi golf sahalarından tuzlu havaya salınan çökeltilerde ikindi çayı, Churchill, kriket gibi asırlık İngiliz geleneklerinin yankılandığını duyumsayabilirsiniz.

Malikânenin ruhuna nüfuz etmiş bir diğer şey de Britanya’nın zengin otomotiv mirasıdır. İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından, yani 1948’de, şimdiki dükün büyükbabası Freddie March dünya çapında otomobil yarışlarının düzenlendiği Goodwood pistini açtı. Aynı yıl ilk Land Rover da dünyaya tanıtıldı.

Dolayısıyla otomobil markalarının en İngilizi Jaguar Land Rover’ın (JLR), RebornYeni Klasikler” serisindeki üç ikonuyla (Land Rover Series I, Range Rover ve Jaguar E-Type) gövde gösterisi yapmak için pistin 1948’den 1966’ya kadar uzanan altın çağını anmak amacıyla eylülde gerçekleştirilen Goodwood Revival’ı seçmesinde şaşılacak bir şey yok.

JLR Reborn Series tüm dünyada yeni klasik otomobillere dair kabaran iştahı sermayeye çevirmek adına atılmış akıllı bir adım. Yeni klasik otomobiller terimi, üretimi süren modelleri –orijinal planlar, orijinal şaşi numaraları ve orijinal üretim süreçleriyle sıfırdan inşa edilenler (Jaguar XKSS, Martin DB4 GT ve planlama aşamasındaki Jaguar D-Type’ı düşünün)– ya da kötü durumdaki donör araçların elden geçirilmiş orijinal parçalar kullanılarak, kabinde orijinal stil ile materyalleri tekrarlayarak ve orijinal renklere boyanarak restore edilmesini kapsıyor.

İki modelin şansına, küresel talep eski Land Rover’ların popülaritesinin arttığı (2016’da Defender’in şahlanışını hatırlayın) ve E-Type’a duyulan aşkın ebedileştiği bir döneme denk geldi. Bu talebe istinaden JLR’ın Classics departmanı, Series I (1948’den 1958’e), Range Rover (1970’den günümüze) ve E-Type’ın (1961-1974) çok tutulan orijinal örneklerini bulup satın alıyor ve ardından onları zahmetli bir restorasyon süreciyle tepeden tırnağa yenileyerek garanti belgesiyle birlikte özel müşterilere teslim ediyor.

Öte yandan yukarıda adlarını andığımız üretimi süren otomobillerin çoğu statik sanatsal yatırımlar olarak kalmaya yazgılı, ancak Reborn Series müşterileri orijinal otomobillerin güzelliğini yakalarken modern mühendisliğin konforu ve güvenilirliği sayesinde araçlarını trafiğe de çıkarmak istiyor. Gayet mantıklı bir istek ama bedeli var: Yeni klasikler sınırlı sayıda üretiliyor ya da bir ila iki yıla yayılan tedarik ve restorasyon sürecinin ardından pazara giriyor. Üstelik her şeyden önce sipariş listesine adınızı yazdırmayı başarmanız gerek; zira şirket talebe boğulmuş durumda.

Doğası gereği böyle bir alışveriş, satın alınan birçok Reborn otomobilinin, örneğin Porsche 911 özel edisyon modelleri misali hızla kâr etmek uğruna derhal elden çıkarılmadığını gösteriyor. Taleplerin satır başlarını kişisel anılar oluşturuyor: 1949’da üretilip aynı yılın mayıs ayında Botsvana’ya ihraç edilen belli bir Series I modelinin bulunmasını ve restore edilmesini isteyen bir müşteri gibi mesela. Land Rover aynı yıla ait bir otomobil bulamasa da, aynı dönemden başka bir otomobille müşterinin talebine karşılık vermişti.

Şirket, Reborn modellerinin her birine faklı bir yaklaşım sergiliyor. İlk sırada her şeyi başlatan model var: Land Rover Series I ya da 1948’de çıktığında bilinen adıyla kısaca Land Rover (“Series I”, Series II’nin çıkışıyla gelen geriye dönük bir isim). 2016’da Series I Reborn’un 25 örneğinin yapılacağı duyuruldu; şu anda alınmış sipariş sayısı 80. Nihai fiyat ise otomobilin özelliklerine, dingil mesafesine ve yaşına göre 125.000 dolara yakın.

Robb Report nadir sunulan bir fırsatla 1949 tarihli ve 80 inç dingil mesafeli bir Series I’in direksiyonuna geçerek Goodwood civarında ve kartpostal güzelliğindeki yollarda dolaşma ayrıcalığına erişti. Araca atlayıp benzinin, yağın ve sıcak metalin kokusunu duyumsadığınızda geçmişin yeniden canlandığına dair baş döndürücü bir duyguya kapılmanıza rağmen, bu kullanması hiç kolay bir araç değil. Hidrolik direksiyonun eksikliği daha ilk etapta geçmişi buram buram yaşatıyor size. Kol ve karın kaslarınız yeterince sağlam değilse ve çift debriyaj sanatında uzmanlaşmadıysanız işiniz zor. Kapı kolunu çekip kumaş tavanlı (1949’da kapılarla birlikte sunulan ekstra bir seçenekti) kabine giriyor, yeşil deriden bank koltuğa yerleşiyor (emniyet kemeri yok), anahtarı çeviriyor ve gaza basıp 50 bg’lik küçük motoru harekete geçiriyorsunuz.

Hidrolik direksiyonun olmayışı bir yana, metalden yapılmış ağır debriyaj pedalı ve sert şanzıman yüzünden bu makineyi düşük hızda kullanabilmek için tüm kuvvetinizi toplamanız gerek. Gerçi ön camın altındaki metal kanatçığı itip açtığınızda yüzünüze çarpan havayla ve dördüncü viteste motordan yükselen tıngırtılarla yolda ilerlerken, üstelik saatte 65 kilometre hızda direksiyon epeyce hafiflemiş görünürken sizden iyisi yok. Arazi sürüşünde ise uzun vites kolundaki büyük kırmızı topuz aracılığıyla düşük oranlı vitese geçtiğinizde otomobil köklerine geri dönüyor.

Konforlu sürüş deneyimi meraklısı sayılmasam da kalbim daima Land Rover’ın lüks sınıfından yana atar; Range Rover’dan. 1978’e, yani doğduğum yıla ait el değmemiş bir otomobili de kullanma şansına eriştik. Bu araç estetik açıdan benden çok daha iyiydi, fakat öte yandan, aramızdaki 40’lıklardan sadece birinin kozmetik bakım gördüğünü ve çocuğunun olmadığını eklemem gerek.

Range Rover Reborn’unuzda orijinal sentetik kumaş kullanılmasını isteyebilirsiniz, ama sentetiğin terletme potansiyelinden kaçınmak için çoğu müşteri 1970’lerin fırçalanmış naylon seçeneğini tercih ediyor. Kapılara yan ayna konulabilir ya da kaportadaki orijinal konumlarını koruyabilirler; DAB takılı klasik modern radyo ve satnav dokunmatik ekran ya da telefonunuzu şarj edebileceğiniz çakmak talep edebilirsiniz. Her ikisi de orijinal hatların saflığını bozmasına karşın bank koltuğa kafa dayanağı ve emniyet kemeri ekletebilirsiniz. İç kabindeki renk yelpazesi orijinal olarak palomino’nun dört tonundan (temelde bej) oluşuyor. Mesela ayak boşluklarında kırmızı halı kullanılmasını isteyen bir müşteriye bu mümkün olsa bile gidip bir kez daha düşünmesi tavsiye edilmiş nazikçe.

Vitesleri ve motor hızını dengeleyen senkromeç tertibatı, büyük direksiyonu, ince karoseri ve manevra yapmayı kolaylaştıran büyük pencereleri sayesinde bu aracı kullanmak nispeten daha rahat. Bizim örnekte birinci vites biraz sorun çıkardı, ama her şeyin yerli yerine oturması için birkaç metre birinci viteste gitmeniz yeterli. V-8 motorundan kaynaklanan tork, otomobilin ikinci viteste sarsıntısız ilerlediği anlamına geliyor. Arazi sürüşü için kilitlenir diferansiyel mevcut; öte yandan emsalsiz endüstriyel tasarımıyla Paris’teki Louvre’da kendine yer kapmayı başarmış bir otomobilde olduğumuzun farkındaydık; onu çamura bulamak aklımızdan bile geçmedi.

JLR bu yıl en erken tarihliler için fiyatı yaklaşık 223.500 dolar, ileri tarihliler içinse 184.000 dolar olan 15 orijinal Range Rover üretiyor. Gelecek yıl 15 tane daha üretecek. Tamamı satılmış durumda. Ancak marka sipariş almaya devam edecek ve mümkün olduğunca fazla sayıda kuru iklim donör otomobil bulmaya çalışacak.

Bu arada koleksiyonda 387.900 dolar etiketli Jaguar E-Type Reborn seçeneği daima mevcut. Öyle ki, iki yıl önce ilk 20 örneğinin üretileceği açıklandığında siparişler sonraki yıla sarkmış durumdaydı. Eğer fiyatı size yüksek geldiyse bugünlerde müzayedelerde orijinal bir E-Type’a rahatça 650.000 dolar ödeyeceğinizi hesaba katın; üstelik Reborn seçeneği, gösterişli 60’lı yılların atmosferini yaşatan yepyeni bir motora sahip ve aralarından tercihte bulunabileceğiniz birçok versiyonu var; coupe, üstü açık, 3.8 ya da 4.2 litrelik motor… Ekip zemini ve eşikleri takarken, motor ile şanzımandaki şasi numarası damgalarının orijinalliğini kontrol ederken, siparişin tamamlanması 14 ila 16 ay sürüyor. Her şey yolundaysa otomobil yeni pistonlar, valfler, kablolar ve dişli takımlarıyla donatılıyor. Yani siz aracınıza kavuşmadan önce toplamda 3.000 saat üzerinde çalışılıyor.

Biz Goodwood’da 1966 tarihli soluk mavi bir örnek kullandık. E-Type havayı koklayan uzun burnu, hareket halindeyken kolayca dönen pırıl pırıl ahşap direksiyonu, çiçeklenmiş çit çalılarına karışan deri, halı ve benzin kokusu ile kötü sarsıntıları emen olağanüstü süspansiyon düzeneğiyle her zaman kullanması çok eğlenceli bir otomobil. Reborn E-Type size hem geçmişi hatırlatıyor hem de Reborn mühendislerinin de katkısıyla günümüzü yaşatıyor; ama en fazla hissettiğiniz şey bu zamansız otomobilin orijinal ruhu.

Aslına bakarsanız bugün JLR’ın işini çok daha kolay hale getiren asıl unsur üç otomobilden yansıyan o ölümsüz ruh. İki modele de anlatmaktan asla yorgun düşmeyeceğiniz üç büyüleyici otomotiv hikâyesi bahşedilmiş; müşterilerde son derece değerli bir mirasın koruyucusu olma arzusunu ateşlemeye devam eden üç olağanüstü rüya…

Duruma alaycı yaklaşanlar, JLR’ın İngilizlerin bayıldıkları bir diğer alışkanlığın avantajından yararlandığını da söyleyebilir: Kuyruğa girmek. Bekleme listeleri aydan aya uzuyor; şimdiden sıraya girmenizi tavsiye ederiz.

Hazırlayan: Erin Baker

Fotoğraflar: Nick Dimbleby