Gözlerden Uzak İhtişamlı Tatil

Dağlarda lüks bir konaklama için Fransız Alpleri’nden daha hoş bir seçenek olamaz.

Audrey Hepburn ve Cary Grant’in Megève’in kıvrımlarında kaydığı, Brigitte Bardot’nun varlığıyla Méribel’i süslediği günlerde kış aylarını diğer misafirlerle sosyalleşebileceğiniz, görkemli avizelerin altında kayak sonrası kokteyllerin yudumlandığı büyük otellerde geçirmek şık bir tatil fikriydi. 2000’li yıllara gelindiğinde lüks şaleler ve gözlerden uzakta dinlenme fikri yükselişe geçti. Ama bu kış durum değişiyor: Eskinin misafirperverliğini, en yeni yemek, tasarım, sağlık ve bakım trendleriyle buluşturan yeni jenerasyon lüks Fransız otelleri revaçta artık. Üstelik tüm bunlar misafirlere mahremiyetin konforunda sunuluyor.

Standartları belirleyen Four Seasons Megève’i, aralıkta kapılarını yeniden açan Les Chalets du Mont d’Arbois takip ediyor. Otel, Rotschild Ailesi ortaklığından doğmuş. Tarihi beş yıldızlı tesis, Megève pistinin yanında, gözlerden uzak üç şaleye sahip. Şalelerin kırsal şıklıktan bohoya kayan dekorasyonu, üç Rotschild kız kardeşten ilham alıyor; Eve, Noémie ve Alice. Açık-kapalı havuz, şalenizin mahremiyetinde organik Bamford spa terapileri, Prima restoranda Michelin yıldızlı akşam yemekleri de eklenince, şale gizliliğinde otel konforu yaşamak mümkün hâle geliyor.

Saint-Nicholas de Véroce, Fransa’nın en yeni beş yıldızlı otellerinden biri için sıra dışı bir lokasyon. Mont Blanc’ın merkezindeki bu sakin, küçük kasabada bölgenin yerlilerinden çok inek görmek mümkün. Yine de, alışılmışın dışındaki lüks anlayışı, yerel üretime gösterilen özenle, bu sevimli, 17 yatak odalı Armancette, üç Michelin yıldızlı şef Antoine Westermann’ın da gönlünü fethetmeyi ve emekli şefe, La Table d’Armante için özel bir menü hazırlatmayı başardı. Ayrıca, tasarım düşkünü misafirler, İsviçre şalelerinin dış görünümüyle şık iç mekânları birleştiren yerel taşların, odun ve kürklerin kullanımına bayılacak.

Bunlar olurken, kozmopolit havasıyla Val d’Isère, artık Fransa’nın konum olarak en yüksek oteline ev sahipliği yapıyor. Solaise Dağı’nın 2.550 metre yüksekliğindeki tepesine yerleşmiş olan La Refuge de Solaise, eski bir teleferik durağından otele dönüştürülmüş. 4-18 arası kişi ağırlayabilen lüks apartlardan, 14 kişilik yatakhanelere, La Refuge, ayrıca kayak giriş çıkışları, iki restoran, kokteyl barı, spa ve havuz kullanımı vaat ediyor. Üstelik bunların hepsine paha biçilmez güzellikteki manzara eşlik ediyor. Gitmişken butik markanın anneler ve kızlar ekibi tarafından elle toplanmış dağ çiçekleriyle yapılan, Exertier’in botanik sağlık terapilerini de kaçırmamak gerekiyor.

Courchevel’e komşu, Le Chabichou, Kurucu Şef Michel Rochedy’nin görevini 56. yılında devretmesiyle, yeni bir jenerasyona geçiş yapıyor. Bu noktada, Rochedy ile çalışmış, iki Michelin yıldızlı Gastronomique’in mutfak çalışanlarının korkacak bir şeyi yok. Rochedy’nin sağ kolu, şef Stéphane Buron mutfağı devralıyor. Mutfağın yaratıcı yönüne odaklanmaya devam ederken, dokuz course’luk bir tadım menüsü sunuluyor. Bunlar, yenilikçi teknikler ve yerel mevsim ürünleriyle bir araya gelmiş tabaklar. Otelde ayrıca 11 milyon Dolar’lık bir yenilenme söz konusu: Güncellenmiş 41 yatak odası, gündelik bir alternatif olarak Bistronomique restoran ve Chabichou bar.

Hareketin kalbinde olmak isteyenler için doğru yer, Méribel’deki Hotel Le CouCou. Şık Belvédère bölgesindeki CouCou, şekerli votka kokteylleri, masa üzerlerinde Norman Jay ve Feeling gibi isimlerin canlı müzikleriyle dansların edildiği şöhretli kayak sonrası mekânı Round Point’in hemen yukarısında yer alıyor. CouCou’da 55 süit ve oda, iki özel şale, Şef Riccardo Giraudi’nin iki restoranı ve bir Tata Harper spa’sı bulunuyor. Fransız iç mimarisinin göz bebeği Pierre Yovanovitch’in minimal dokunuşlarıyla tasarlanmış iç mekânlar, lüks mahremiyet vurgusuyla yeni jenerasyon kayak otellerine güzel bir örnek.

Bir sonraki tatilinizde çok, ama çok yükseklere çıkmak ister misiniz? Bu göğü delen oteller için Alpler’in yolunu tutabilirsiniz.