Galatasaray Lisesi 150 Yaşında             

                

Galatasaray Lisesi’nin ilk amblem çizimini gösteren bir defter.

Tevfik Fikret’in “Batıya açılan pencere” olarak tanımladığı Galatasaray Lisesi 150 yaşında. Donanımlı yönetici ve hocaların önderliğinde kurum bugün, edebiyatçılardan ressamlara, gazetecilerden usta aktörlere, müzisyenlerden akademisyenlere, sanayici ve iş insanlarından siyasetçilere kadar uzanan göz kamaştırıcı bir mezunlar portföyüne sahip.

Ünlü lisenin 150. yaşı, İstanbul Araştırmaları Enstitüsü tarafından bir arşiv sergisiyle kutlanıyor. Yarın açılacak ve 23 Şubat 2019’a kadar sürecek “Batıya Açılan Pencere: Galatasaray Lisesi”nin 150 Yılı (1868-2018)” sergisinde, mektebin 1868’den bu yana süren nitelikli insan yetiştirme vizyonundan kesitler sunuluyor. İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün kardeş kurumu Pera Müzesi’ndeki 25 Kasım’a kadar açık olacak “Mektep Meydan Galatasaray” başlıklı güncel sanat sergisi ise Galatasaray Lisesi’nin tarihi ve mekânıyla ilişkilenen yapıtları bir araya getiriyor.

Galatasaray Lisesi Kürek Takımı

İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün “Batıya Açılan Pencere: Galatasaray Lisesi’nin 150 Yılı (1868-2018)” sergisi, bir eğitim kurumunun nadir rastlanır özerk kurumsallaşma öyküsünde saklı olan ilhamı paylaşmayı hedefliyor. Galatasaray Üniversitesi Kültür ve Sanat Merkezi Koleksiyonu ve Galatasaray Üniversitesi Galatasaray Lisesi Arşivi ile mezunların koleksiyonlarından derlenen fotoğraf, film, efemera ve mektebin farklı dönemlerinde kullanılmış objeler gibi çeşitli orijinal malzemelerden oluşuyor. Serginin küratörlüğünü İzzeddin Çalışlar üstleniyor. Pera Müzesi’nde aynı gün ziyarete açılan ve küratörlüğünü Çelenk Bafra’nın yaptığı “Mektep Meydan Galatasaray” sergisi ise, kuruluşunun 150. yılında on güncel sanatçının bu ikonik eğitim kurumuna bakışını yansıtıyor.

15. yüzyılın sonlarından itibaren İstanbul’a dair kayıtlarda bir saray mektebi olarak adı geçen Galata Sarayı, kentte ibadethaneler dışında işlevi değişmeden günümüze kadar gelebilmiş tek kuruluş. II. Bayezid’e dayanan kuruluş hikâyesinden bu yana aynı adla anılan yapılar bütünü, zamanla merkezinde bulunduğu semte de adını verdi. 19. yüzyılın ortalarına kadar saraya ve orduya vasıflı insan yetiştirme amaçlı kullanılan, 19. yüzyılın ortalarından itibaren ise Batılı eğitim standartlarının benimsendiği askeri ortaokul ve tıbbiyeye dönüşen yapı, Fransızca öğretim ve Batı normlarının eğitim sistemine eklemlenmesi gibi öncü denemelere sahne oldu. 1868 yılında Mekteb-i Sultani’ye dönüşen kurum, Avrupa’nın en ileri standartlarına sahip orta öğretim kurumu olarak hayat buldu ve 1871 yılından itibaren verdiği mezunlarla yenilikçi bir eğitim geleneği oluşturdu. Günümüzden 150 yıl önce Mekteb-i Sultani’yle yaşanan dönüşüm, gerek Osmanlı Devleti’nin son döneminde, gerekse 1923 yılında Galatasaray Lisesi adını aldıktan sonra kurumun simgeleşip, öğrenci ve mezunlarına sosyokültürel bir üst kimlik sağlamasına yol açtı. Erken dönemlerinden itibaren kendi mezunları tarafından yönetilmesinin tercih edilmesi, sporun eğitime katılmasının sonucu olarak kulüpleşmeyi teşviki, mezunlar arası ve kurumla ilişkilerin dernekleşerek sürdürülmesi, entegre öğretim arayışları sonucu kurulan üniversite ve ilkokul, sürdürülebilir bir camia dayanışması, genellikle yaşam boyu süren kurumsal aidiyet ve tüm bunların özeti niteliğindeki “Galatasaraylılık” kavramını doğurdu.

Kütüphanenin boş bir anında çekilmiş fotoğraf, eski filmleri çağrıştırıyor.

Bir ders anı…

Galatasaray Lisesi’nin 150 yıllık serüvenini belgeleyen sergiye kapsamlı bir de yayın eşlik ediyor. Sergi kataloğunda küratör İzzeddin Çalışlar, Emel Engin, Fethi İsfendiyaroğlu, Köksal Bayraktar, Seza Sinanlar, Tarkan Okçuoğlu, Vahdettin Engin, Yıldızhan Yayla, Zeynep Karacan’ın metinlerine yer veriliyor. Galatasaray’ın bir eğitim kurumları bütünü ve bir kültür destekçisi olduğunu belirten küratör İzzeddin Çalışlar, kurumun modern eğitimin ülkemize girişinde ve yaygınlaşmasında öncü olduğunu ve benimsediği eğitim modeli ile birçok eğitim müessesesine örnek teşkil ettiğini vurguluyor. İzzeddin Çalışlar, donanımlı yönetici ve hocaların önderliğinde kurumun bugün, edebiyatçılardan ressamlara, gazetecilerden usta aktörlere, müzisyenlerden akademisyenlere, sanayici ve iş insanlarından siyasetçilere göz kamaştırıcı bir mezunlar portföyüne sahip olduğunu vurguluyor.