Funda Arkas ile Kahve Molası

Yaşamını Çeşme’de sürdüren Funda Arkas, hem mimarlık firması FD Architecture hem de konsept mağazası Rue 1387 ile mimari ve dekorasyonun farklı alanlarına dokunmayı seven bir iç mimar.

İlhamını geçmişten almayı seven Arkas, iç mimari projeleri dışında metruk yapıları günümüze kazandırmasıyla da biliniyor. Özgün stilinin temelinde ise aldığı eğitimin ve çıktığı seyahatlerin izlerini görmek mümkün.

Meslek seçiminizde sizi en çok etkileyen şey neydi? Görsellik ve estetik, hayatta her zaman ilgi duyduğum konular oldu. Dokuz Eylül Üniversite’sinde İşletme okuyordum fakat bölümün bana göre olmadığını anlayarak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde Mimarlık eğitimimi tamamladım. 1997’de FD Architecture’ı kurdum. Mimarlığın insanın içinden gelen bir yetenek ve tutku olduğuna ve insanın tutkuyla yaptığı işlerin kişinin kendisini çok daha başarılı, azimli ve mutlu kıldığına inanıyorum.

Mimari anlamda hayata geçirmek istediğiniz bir proje var mı? Özel bir gezi sırasında Vatikan’ın kütüphanesini dolaşma fırsatı bulmuştum. Oldukça etkileyici bir mekân. Bunun gibi bir yapı inşa etmek her zaman hayalimdir. Aynı zamanda uzun zamandır hayalini kurduğum, büyük heyecan duyduğum ve Alaçatı’ya değer katacağını düşündüğüm yeni projemizin 2020 ilkbaharında tamamlamasını planlıyoruz.

Aynı zamanda, restore etmek amacıyla, yenilenmeye uygun yapıları alıyor ve onları sıfırdan inşa ediyorsunuz. Çeşme’de yaşayan biri olarak Alaçatı bu konuya son derece açık yapılara sahip bir bölge. Her bir sokakta birbirinden farklı tarihleri ve dokuları olan yapılar yer alıyor. 1 Örneğin, Alaçatı’daki eski bir papaz evi veya benzer şekilde Rumlardan kalan tescilli ve anıtlara kayıtlı olan orijinal taş evleri alıyor ve yine orijinaline sadık kalacak şekilde tamamen yeniliyoruz. Yapıyı komple söksek bile mevcut sökülen taşları numaralandırarak orijinaline sağdık kalma koşuluyla tekrar inşa ediyoruz. Bu işlemler sırasında yaşadığımız en büyük zorluk, yara almış dokuları kurtarmaya çalışmak oluyor.

Rue 1387 butiklerinizde yer alan ürünleri de kendiniz seçiyorsunuz… Rue 1387 için her yerde rastlanmayan ve kullanıldığı mekânda varlığını gösteren parçaları seçmeye özen gösteriyorum. Daha doğrusu bir seyahatte veya fuardayken bu parçalar beni seçiyor da diyebiliriz! İkinci Dünya Savaşı’nda askerlerin özel eşyalarını muhafaza etmek amacıyla kullandığı sandıklar gibi tarihin bir parçası olmuş olan ürünler özellikle ilgimi çekiyor.

Yeni İstanbul Havaalanı’na da lounge tasarımlarınızla katkıda bulundunuz. Türk Hava Yolları Dış Hatlar CIP Lounge’larının hem batı hem doğu kanadını tasarladığımız projemizde iki konsept üzerine odaklandık. Yeşil bazlı bir renk paletinin hâkim olduğu, Karadeniz bölgesini yansıtan çay salonunda bölgenin kültürel dokusunu yansıtan detaylar yer alıyor. Diğer bölümde ise Ege bölgesinin simgeleşen taş dokuları, mavi tonlar, ketenler ve zeytin ağaçlarıyla bölgenin öne çıkan estetik değerleri vurgulandı.

En çok seyahat etmeyi sevdiğiniz yer neresi? İlham kaynağı kapsamında düşündüğümde sanırım bu şehir Roma. Roma’nın yanı sıra FD Architecture olarak tarzımıza yön veren ve benim de seyahat etmeyi çok sevdiğim yerler arasında Toskana, Provence, Marakeş ve New York’u sayabilirim. Bu sene çıktığım Güney Afrika seyahatinde gezdiğim bölgeler de beni büyüledi ve bana farklı bir bakış açısı kazandırdı.

İstediğiniz bir zaman diliminde yaşama şansınız olsa, bu hangi dönem olurdu? Reenkarnasyon varsa hep ortaçağda yaşadığımı düşünürüm. Roma’yı ve Ortaçağ kasabalarını seviyor olmamın en büyük sebepleri bence o dönem oralarda bulunmuş olmam. Yapıların dokuları, kıyafetler ve insanların hayata karşı verdikleri mücadeleler o döneme ait hep beni etkileyen konular olmuştur.

Dekorasyonda oluşturduğunuz eklektik stil günlük giyiminize yansıyor mu? Ne mimari açıdan ne de moda anlamında hiçbir zaman sıkı bir trend takipçisi olmadım. Tarzım çok bellidir. İşim gereği sürekli şantiyelerde bulunmam sebebiyle tahmin edersiniz ki günlük giyim tercihlerimde konfor ve sadelik ön planda oluyor ve tabi ki siyah renk de vazgeçilmezim.

Funda Arkas, “Bir yapıyı incelerken bu enerjiyi alabilmek ve bitmiş halinin hayalini kurabilmek, bir projeye başlamamızda yeterli oluyor. Çeşitli teknik engeller olsa bile büyüsüne kapıldığımız yapılar için elimizden gelenin fazlasını yaparak ve hatta zaman zaman sınırlarımızı zorlayarak yapının orijinaline sadık bir şekilde restorasyon projelerimizi tamamlıyoruz” diyor.

Rue 1387 butiklerinde; Eski Louis Vuitton valizler, dünyanın farklı yerlerinden toplanmış özel tasarım objeler, 1940’lardan vintage mobilyalar, Fransa’da bir şatodan çıkartılan, 1800’lerden kalma aile birey portreleri bulmak mümkün.