Dünyanın Pembe Elmaslarının Yüzde 90’ını Üreten Maden Kuruyor

Avustralya kırsalının derinliklerindeki dünyanın en büyük elmas madeni, şimdiye kadar keşfedilen en büyüleyici pembe taşları yeryüzüne taşıyor. Ama son taşlar çıkarılmak üzereyken sorulması gereken soru şu: Argyle pembe elmaslarını gelecekte ne bekliyor?

Avustralya kırsalındaki karınca yuvalarının kızgın güneşin altında açıklanamaz bir sebepten parlaması jeologların şüphelerini iyiden iyiye artırmıştı. Güneşten kavrulmuş, kıraç ve verimsiz toprakların değerli bir şeyler sakladığı kuşkusuyla –kimi zaman helikopterlerle– araziyi sürekli araştırıyorlardı. Ama ancak daha yakından bakınca emin olabildiler… Araziyi bir de yürüyerek taradıklarında bu parlak lekelerin gizemi çözüldü: Hepsi karıncaların aşağıdaki bir çökelti ya da bacadan farkında olmadan yüzeye taşıdığı elmas kırıklarıydı.

Tamamı deneyimli elmas avcılarından oluşan ekip bile Argyle Gölü’nün birkaç kilometre güneyinde keşfettikleri maden damarının boyutlarını başlangıçta kestiremedi. Keşiften dört yıl sonra, 1983’te resmi kazılar başladığında, bu madenden çıkarılan elmaslar bir gecede dünya üretimini ikiye katladı. Yakınlarındaki gölün adını alan Argyle madeninden 40 senede 865 milyon karat ağırlığında elmas çıkarıldı. Bir zamanlar karınca yuvalarının yegâne hayat belirtisi olarak yükseldiği kırmızımsı kahverengi topraklar şimdilerde madenin engebeli, dik duvarlarıyla şekillenen engin yarığa ev sahipliği yapıyor.

Ama değerli taş yığınının içinde karıncaların açık etmediği çok daha büyük bir ödül gizliydi: Pembe elmaslar. Çoğu maden için üretimin tamamında tek bir pembe elmasla karşılaşmak hedefi tam on ikiden vurmak demektir; Argyle’da ise yeryüzüne çıkarılan her 1.000 karata yaklaşık bir pembe karat düşüyor. Üstelik her biri güçlü, saf, yoğun renkli birinci sınıf taşlar. 16 yıldır madeni işleten Rio Tinto’da çalışan jeolog Murray Rayner, “Argyle pembe elmasını nadir diye tanımlamak yetersiz kalır” diyor. “Nadirden bile çok daha nadir; var olması dahi mucize.” Öyle ki böyle bir elmasın oluşma olasılığı bile aynı gün iki kez piyangoyu kazanmakla eşdeğer; Rayner ve Argyle’daki diğer jeologların şansına üst üste defalarca aynı durum yaşandı. Açıldığından beri üretimin %90’ını karşılayan Argyle madeninin pembe elmasları global arz açısından hayati önemde; buna rağmen ortalama yıllık üretim sadece 10 bin karat civarında.

Yaklaşık 490 kilometre derinlikteki Argyle madeni

Argyle damarı keşfedilene kadar pembe elmaslar o denli nadirdi ki, mücevher yapımcılarının radarına çok az girerlerdi. Elmas sarrafı Scott West’in açıkladığı gibi arz istikrarlı olmadığı sürece kullanılabileceği bir pazarın oluşması nasıl mümkündü? Aile şirketi L.J. West yıllardır Argyle pembeleri dâhil renkli elmas piyasasında önemli bir rol oynuyor. Argyle madeni yüksek kaliteli değerli taşlarda kısıtlı ama şimdiye dek istikrarlı bir akış sağlayarak piyasayı dönüştürdü. Rio Tinto 2020’nin sonunda Argyle’daki operasyonlarını temelli durduracağını açıkladı ve her şey sona ermeden önce Argyle’dan sadece 150 kadar pembe elmasın çıkarılacağı tahmin ediliyor. Çok zahmetli bir iş bu: Yeraltında nihai kazıların yapıldığı soğuk, nemli tünellerde damperlere haftanın her günü, günün her saati elekten geçirilirken gürültüyle takırdayan tonlarca taşlı toprak yükleniyor. O meşhur 150 pembe elmas, piyango vuran bilet misali bu gri ve vıcık vıcık çamur tabakasının içinde gizli.

Argyle Elysian, 1.20 karat fancy vivid pembe, yastık kesim

Rio Tinto, madendeki pembe taşların değerini ilk kez kavradığı andan itibaren Argyle elması etiketini agresifçe besledi. Şirket, adını bu taşların en iyileriyle özdeşleştirmek için 1980’lerde resmi bir sertifika ve pazarlama programı başlattı. Programın tek bir anahtar bileşeni vardı: Her sonbaharda sadece davet üzerine iştirak edilebilen ve yalnızca dünyanın en prestijli satıcılarının, mücevhercilerinin ve diğer uzmanların katıldığı bir sunum. Davetliler, 1984’ten beri önceki yılın ortalama 50 karatlık tek partiden ibaret birinci sınıf pembelerini kapışma hevesiyle dünyanın dört bir yanından kalkıp geliyorlar. (Geri kalan taşlar yıl boyunca Argyle’ın distribütör ağı üzerinden satılıyor.) Her sunumda bu partinin satışı neredeyse teatral bir gösteriye dönüşüyor – ve çok büyük rakamlar dönüyor. Örneğin, Laurence Graff ilk sunumda partideki her taşı neredeyse havada kaptı ve onlardan tasarladığı trem-blant çiçeği daha sonra Brunei Sultanı’na satıldı. Rio Tinto’nun kendi rakamlarına istinaden her yıl fiyatlarda çift haneli bir artış söz konusu; başka bir deyişle 2000’de bu taşlardan birine yapılan yatırım tüm büyük özkaynak endekslerini aşmış durumda. Bu yılki sunum, dergi baskıya gittikten sonra gerçekleşti; bir önceki Argyle pembesi satışı göz önüne alındığında fazlasıyla rekabetçi bir ortamda geçtiği kesin.

Argyle Avenoir 1.07 karat fancy kırmızı, oval kesim

Argyle elmasları sadece nadir bulundukları için değil kaliteleri nedeniyle de makbul kabul ediliyor. Renksiz elmaslar 4-C olarak adlandırılan bir sistemle değerlendirilir (carat/karat ağırlığı, color/renk, cut/kesim, clarity/berraklık). Ama 1995’te ABD merkezli Gemological Institute of America; nüans, ton, renk doygunluğu gibi unsurlar üzerinden sınıflandırmayı renkli elmasları da kapsayacak biçimde yeniden düzenledi. Argyle pembeleri daima ipi önde göğüsledi ve bunu tamamen doğada oluşma biçimlerine borçlular. Ya da en azından jeologların teorisi böyle.

Jeologlar bu tortunun yerkabuğunun yaklaşık 160 kilometre altında ergiyen tipik bir bacadan daha derin, daha sıcak seviyelerde oluştuğuna inanıyor. Sonrasında Argyle tortusunun yerkabuğuna doğru itilmesi çok daha uzun bir süre ve çok daha büyük bir kuvvet gerektiriyor. Rayner’a göre bu süreç elmas tohumlarının üzerindeki baskıyı pembeye dönüşmelerini sağlayacak biçimde yoğunlaştırıyor. Yine de pek emin değil. Elmaslarda mavi ve sarı gibi birçok rengin sebebi katışkılardır; taşın içinde atomik seviyede gerçekleşen değişimlerin yarattığı baskıyla gelişen pembe ise bir istisna. Bugün bile Rayner ve meslektaşları pembe elmasın oluşmasına sebep veren süreci tam anlamıyla açıklayamıyor.

Argyle Amari, 1.48 karat, fancy vivid morumsu pembe, kalp kesim.

Ama nasıl oluşursa oluşsun, Argyle’ın zamanlaması harikaydı. Bu baca Güney Afrika ya da başka yerlerde ortaya çıkan sulu, hafiften soluk renkler üretmiyor. Tam tersine Argyle’ın pembe elmasları gemolojik bir parmak izi misali yoğun, doygun bir ışıltıyla parlıyor; dünyada eşi benzeri yok ve Argyle madenin taşları uzmanlarca anında ayırt ediliyor.

Bu damardaki jeolojik garipliklerin taşların üzerinde yarattığı başka etkiler de var. Argyle pembeleri daha hassas ve parlatılmaları zor. Kesiciler berrak elmas ile pembe elması kıyaslarlarken budaklı keresteye karşılık tereyağıyla çalışmak gibi diye tarif ediyorlar. Canlı rengini veren karmaşık atomaltı yapıyı da elmasların katmanlar halinde, yavaş yavaş bir tohum etrafında inşa edildiği standart işlemleri kullanarak laboratuvarda taklit etmek imkânsız. (Aklınızda bulunsun; Rio Tinto her orijinal Argyle için kökenini belirten bir sertifika veriyor ve 0.08 karata kadar olan taşlarda lazerle yazılmış, dolayısıyla sadece büyüteçle görülebilen bir kimlik numarası mevcut.)

Avustralya’nın batısında, Argyle madeni yakınlarındaki devasa bir karınca yuvası

Argyle pembesinin estetik cazibesi ve kalitesi sayesinde renkli elmasların değeri son 20 yılda roket hızıyla fırladı: Fancy Color Research Foundation’a göre 2007-2017 arasında renkli elmaslara müzayedelerde ödenen ortalama fiyat %122 arttı. Öte yandan kökenleri Sibirya, Güney Afrika ya da Tanzanya olsa bile diğer bölgelerdeki en seçkin renkli taşlara oranla Argyle pembeleri %10 ila %20 daha pahalı. Panmure Gordon gibi bankalar ve analistler arzdaki azalmanın Argyle fiyatlarını olağanüstü yükselteceğini tahmin ediyor.

Madendeki faaliyet sonlandırıldığında madencilik devinin köklü Argyle adını satma olasılığı da gündemde. Sektördeki yetkin isimler, Rio Tinto’nun birkaç pembeden fazlasını satın almış, dolayısıyla taşların prestijini ve fiyatlarını korumayı önemseyen, uzun yıllardır birlikte çalıştığı bir şirketle masaya oturmayı tercih edeceğini söylüyor. Böyle bir senaryoda Argyle Pembesi Vodka veya Argyle Pembesi Çoraplar benzeri etiketlerle Argyle adının sulandırılacağından endişe etmeleri gerekmeyecek. Bağlayıcı olmayan niyet beyanında bulunduğunu Robb Report’a açıklayan Singapur merkezli John Glajz, potansiyel müşterilerden biri. Glajz’a göre ufukta büyük bir fırsat var. “Oradaki herhangi bir Argyle ürünü, markalı ürün haline gelebilir ve adında ‘pembe’ ibaresini barındırabilir kanaatimce” diyor. Elmasların detaycı dünyasında, yapay bir pembenin Argyle olarak geçmesine göz yummaya yeltenecek birinin çıkma ihtimalini neredeyse sıfıra indiren iç denetim mekanizmasının varlığı da hesaba katılmalı elbette.

Birçok sektör oyuncusunun şimdiden küreklere asıldığı söylense de, iki önemli kaynak Rio Tinto’nun satış konusunda ansızın sessizliğe gömüldüğünü ve belki de stratejisini yeniden gözden geçirdiğini belirtti. Kaynaklardan biri, sessizliği iki sebebe bağladı: Ya teklif sahiplerinden gelen anlaşmanın gizli müşteri listeleri dâhil satış verilerinin tamamını içermesi talebi değerlendiriliyor ya da şirket rekor kırması beklenen nihai sunuma kadar pusuya yatmış durumda. Rio Tinto sözcüsü ise Argyle isminin satılıp satılmayacağına veya şirket planlarına ilişkin yorum yapmayı reddetti.

Geçen yılki sunumda, yani madenin kapanacağı kesinleşmişken bir karatlık parlak pembelerin fiyatı yaklaşık %40 arttı. Rio Tinto satış rakamlarını yayınlamamasına karşın sayısız rekor kırıldığını açıkladı. 56.28 karat ağırlığında 64 elmasın yanı sıra setlere ayrılan ve Everlastings diye isimlendirilen ikinci bir partinin satışa sunulacağı bu yılki sunum mutlaka nefesleri kesmiştir; son bir sunumun daha yapılma ihtimali de öyle. Argyle pembelerinde uzman New York merkezli satıcı Josh Weinman “Anımsadığım kadarıyla mücevher dünyasında buna paralel başka hiçbir şey aklıma gelmiyor” diyor. “Tıpkı ünlü bir ressamın hayata gözlerini yumması ve bir daha asla yeni bir esere imza atmayacak olması gibi kesin bir sonu temsil ediyor.”

Scott West de benzer bir sanat mukayesesi yapıyor. “Argyle’ın keşfi, Monet’nin yepyeni bir üslupla resim yapmaya başlaması gibiydi. Bir süre sonra diğer sanatçılar onu kopyalamaya çalışarak kendi tarzlarını Monet’ninki üzerinden şekillendirdiler” diyor. Ve nasıl ki bir ressamın stüdyosunda günün birinde hiç tablo kalmazsa, Argyle madeni de sonunda boşalacak. “Hayat misali; hem acı hem tatlı. Henüz buradayken onu el üstünde tutmalı ve güzel bir şeyin ille de sonsuza dek yaşaması gerekmediğini anlamalısınız.”