Çağdaş Sanatın Yeni Cazibe Merkezi: Afrika

Yeni müzeler ve şubat ayında Marakeş’te ilk kez düzenlenen 1-54 Çağdaş Afrika Sanatı Fuarı’yla Afrika kıtasının çağdaş sanat sahnesi, koleksiyoner ve sanatseverlere renk ve naifliğin ötesinde bir dünya sunuyor.

 

Afrika, koleksiyoner ve sanatseverlerin kayıtsız kalamayacağı yükselen bir değer haline geldi. Simler, takma tırnaklar, benzin bidonları gibi gündelik hayatın içinden çıkarılan objelerin, sosyo-politik tarihle yüzleşen sanat eserlerine dönüştüğü Afrika sanatının Batılı sanatsever için en cezbedici yanı, naif olması. Ancak estetik, daha güçlü ve varoluşsal meselelerin anlatısı için sadece bir aracı…

54 ülke, çok sayıda kültür ve dile ev sahipliği yapan Afrika, zengin çağdaş sanat sahnesiyle post-kolonyal klişeleri yense de, kıtanın sanat piyasasının uluslararası pazarda payı hâlâ düşük. Afrika sanat piyasası yükselişte olsa da, dünyanın en büyük üçüncü sanat pazarı olan Çin’e göre çok daha yavaş yol kat ediyor. Açık artırma raporlarına göre, Afrikalı sanatçılar uluslararası fuar ve sergilerde yüksek bedellere alıcı bulsalar da bu rağbet kıtadaki sanat piyasasına yansımıyor. Piyasa uzmanları ise bu yavaş ilerlemenin, istikrarlı büyüme ve sağlam yatırıma işaret etmesi açısından hem sanatçı hem de koleksiyonerler için daha faydalı olduğunu savunuyor. Koleksiyonerliğin varlıkla olan yakın ilişkisi son yıllarda hızla büyüyen Çin sanat piyasasını ve ABD’nin uzun yıllardır süren piyasa hâkimiyetini açıklıyor. Global gayrimenkul danışmanlık firması Knight Frank’in 2018 Varlık Raporu’na göre sanat, dünya zenginleri arasında lüks yatırım alanında ilk tercih. Yine aynı rapora göre 5 milyon dolar veya üstü kazanç sahibi kişilerin sadece %10’u Afrika kıtasında yaşıyor. Afrika’nın zengin çağdaş sanat sahnesine rağmen satış rakamlarında geride olması, dünyanın ilk 200 koleksiyonerinden sadece birinin Afrika’dan olması gerçeğiyle açıklanabilir: Kenya’da yaşayan Jochen Zeitz.

 

Chéri Samba, Le Chieur Dans Le Ventilateur, 1990

 

Zeitz’ı Afrika sanatının kurtarıcısı olarak görmek için tek sebep bu değil; Alman girişimci, Eylül 2017’de Cape Town’da açılan Zeitz MOCAA’ya (Afrika Çağdaş Sanatlar Müzesi) hem ismini hem de koleksiyonunu verdi. Tahıl ambarından dönüştürülen müze binası, elbette Afrika kıtasının ilk çağdaş sanat müzesi değil ancak dokuz kata yayılmış 100 galerisi ve çatısındaki butik oteli ile bu müzelerin en büyüğü. Odağı 21. yüzyıl çağdaş Afrika ve diaspora sanatı olan müzede sürekli koleksiyon dışında fotoğraf, sahne sanatları, sinema ve sanat eğitimi merkezi, kostüm enstitüsü ve küratörlük programı da var. Müze, Baş Küratör Mark Coetzee’nin de belirttiği gibi Afrikalılara kendi hikâyelerini anlatabilecekleri bir alan yaratmayı amaçlıyor.

Zeitz’ın koleksiyonu, geleneksel Afrika sanatları ile kıtanın kendine has kültürel birikimini ve popüler kültürü harmanlıyor. Koleksiyonda Afrika çağdaş sanatının önemli figürlerinden olan Chéri Samba’nın da eserleri var. Kariyerine tabela boyayarak başlayan Samba, alaylı bir sanatçı. Doğup büyüdüğü Kongo Cumhuriyeti’nin başkenti Kinşasa’daki gündelik yaşamı ve dünyadan politik olayları çizgi roman tarzı konuşma balonlarıyla resmeden sanatçı, İngiltere ve Almanya’da birçok kez sergilendi.

 

Mohau Modisakeng, Untitled (Zion 4), 2018

 

Zeitz koleksiyonunda toplumsal cinsiyet rollerini tartışan birçok eser var. Bunlardan biri takma tırnak, kirpik ve mücevher gibi kadın kimliğiyle özdeşleştirilmiş, kimi zaman da toplum tarafından dayatılmış objelerle, güzellik rutinleri ile obsesyon ve nevroz arasındaki ilişkiyi kendine has sarkastik bir üslupla ele alan Frances Goodman.

Güney Afrika’nın şiddet ve baskı içeren tarihini sosyo-ekonomik ve politik bağlamlarıyla video, heykel, enstelasyon, performans ve fotoğraf gibi farklı disiplinler aracılığıyla tartışan Mohau Modisakeng ile ırkçılık ve söylemlerini, kimlik politikaları ve kültürel miras üzerinden değişik kostümlerle oluşturduğu oto-portrelerle sorgulayan Thania Petersen da koleksiyonun çağdaş sanatta giderek politikleşen günceli yakalayan isimlerinden.

Afrika’da sanat piyasasını canlandırmak adına atılan diğer bir adım da Marakeş’te kurulan MACAAL (Al Maaden Çağdaş Sanat Müzesi). Müze, geçtiğimiz şubat ayında uluslararası ziyaretçilere açıldı. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen müze bu bakımdan Afrika’da türünün tek örneği. Farklı türlerden Afrika sanatının hem adını duyurmuş hem de genç temsilcilerini bir araya getirmeyi amaçlayan MACAAL’ın sürekli koleksiyonunu oluşturma süreci hâlâ devam ediyor. Kıtadaki kültürel çeşitlilik ve yaratıcı enerjiye dikkat çekmeyi amaçlayan müzenin kuruluşu, hâlihazırda devam eden ve Fas’ı hareketli bir çağdaş sanat merkezi olarak konumlandırmayı amaçlayan bir program dâhilinde gerçekleşti. Müzenin ilk sergisi Essentiel Paysage, modern ve çağdaş birçok Afrikalı sanatçıyı bir araya getirerek insan, hayvan ve doğa ilişkisini sorgulamıştı. Serginin öne çıkan iki ismi; benzin bidonlarından geleneksel Maasai maskelerini yeniden üreterek petrol ticaretinin yarattığı modern köleliğe dikkat çeken Romuald Hazoumè ile Afrika’da çevre kirliliğinden en çok etkilenen bölgeleri gezerek topladığı çöplerden tekinsiz tanrı ve tanrıçalar yaratan Fabrice Monteiro’ydu.

 

 

2013’ten bu yana düzenlenen 1-54 Çağdaş Afrika Sanatı Fuarı’ysa bu yıl ilk kez Londra ve New York’un ardından Marakeş’te de sanatseverlerle buluştu. 17 uluslararası galerinin 60 sanatçıyla katıldığı fuarın, Afrika kıtasının Avrupa’ya en yakın noktalarından biri olan Marakeş’te yapılması ve ülkede en çok konuşulan ikinci dilin Fransızca olması sayesinde Batılı koleksiyonerleri Afrika sanatı çevresinde bir araya getirmesi bekleniyor. Fuara katılan dikkat çekici isimlerden biri, ilhamını şehir hayatı ve kapitalizmin bireylere dayattığı gündelik hayat, rutin, sıkıntı ve aldırmazlıkla arzunun çelişkisinden alan Moshekwa Langa.

 

Moshekwa Langa, Mediro, 2010

Yazı: Sırma Karasu