Avusturalyalı Ödüllü Tasarımcı Greg Natale

 

Avustralyalı tasarımcı Greg Natale, alametifarikası olan şıklığı yeni bir seviyeye taşıyor.

Ödüllü tasarımcı Greg Natale, Avustralya’nın kırsal Victoria eyaletinde tasarladığı evde her şeye sondan başlarken kendinden son derece emin ve bir o kadar cesur davrandı. “İnsanlar genellikle sanata sürecin sonunda kafa yorar ve duvar alanlarını doldurma telaşına kapılır” diyor Natale. “Biz sanat koleksiyonunu ta en başında, henüz planlama aşamasındayken oluşturduk. Müşterinin pahalı bir sanat koleksiyonunu başlangıçta sipariş etmesi sıra dışı bir durum. Renk paletini ve stil tercihlerimizin bir kısmını kesinlikle etkiledi.”

Natale, Avustralya’nın Sidney kentindeki stüdyosunda moda endüstrisinde üst düzey yönetici olan müşterisi için daha önce de konut tasarımlarına imza attı. Natale’nin özgün yaklaşımını müşteriyle aralarında uzun yıllar sonucunda inşa edilen güven duygusundan bağımsız düşünmek imkânsız zaten. 1.505 metrekareye yayılan ev, 242 hektarlık eski bir at çiftliği arazisinde yer alıyor. Natale mimariye de el atarak yapıyı neredeyse tamamen soyup sıfırdan tasarladı ve dış cepheyi siyah Tasmanya meşesiyle donattı. “Mimariyi peyzajla uyumlu hale getirmek” için sık sık işbirliği yaptığı peyzaj tasarımcısı Myles Baldwin’le birlikte çalıştı. Tüm bu unsurların tek bir elden yönetilmesi, projeye böylesine kapsamlı bir girişimde nadir görülebilecek bir estetik tutarlılık kazandırdı.

Natale yapının hem içine hem de dışına nüfuz eden ahşap öğeleri “Müşterim ahşabı gerçekten çok seviyor” diyor açıklıyor. “Bu yüzden evin her odasında kullandık.” İç mekânlar kasvetli ve karanlık. Bunu kısmen yakıcı Avustralya güneşinden kaçınmak, ama bilhassa da müşterilerin arzuladığı zenginliği yaratmak için seçtiklerini söylüyor Natale. Tasarımcının kariyeri de “birçok incelikli desen, çekici bir ambiyans ve modern bir refah duygusuyla dolu titizlikle düzenlenmiş, çok katmanlı” diye tarif ettiği stiline fon oluşturan dramatik biçimde karanlık iç mekânlar tasarlama tercihi üzerine kurulu: “İlk günden beri bu görünümü zorluyorum. İlk apartman dairemle başladı ve yıllar içinde gelişti.”

Elbette ancak Natale kadar hünerli bir tasarımcının zarafetle bertaraf etmeyi başarabileceği potansiyel riskler de var. “Ev çok büyük olduğundan, aşırı karanlık hale gelebilecek atmosferini kıracak renklere ihtiyaç duyduk” diyor. “Yoksa odalar birbirine karışabilirdi.” Renk geçişleri fuşya ve parlak mavilerle sağlandı. Natale, Anna Berezovskaya’nın Melody for Flute adlı eserinin gök mavisini kütüphanedeki banket ve sedirlere taşıdı. Giriş salonundaki koltukların deniz mavisi, ünlü Avustralyalı ressam Dale Frank’in büyük bir tablosundan yadigâr… Boca do Lobo’nun fuşya rengi Diamond büfesinin yanı sıra Vioski köşe koltuk takımı da ilhamını Andy Warhol’un yorumladığı Mick Jagger’in şeker pembesi portresinden alıyor.

Tasarımcının mağaramsı alanları hareketlendirme stratejileri başka araçları da içeriyor. “Hedeflenen dekoratif ve görsel etkiye ulaşmak için mümkün mertebe incelenip sonunda kadar istifade edilmeyen tek bir yüzey bitirme işlemi bile yok” diyor Natale. Bu durum kat kat vernikleme, doldurulma, desenli pervazlarla süsleme, pirinç kafesler ve lambrilerle kaplama dâhil birçok işlem uygulanan tavanlara kadar uzanıyor. “Dümdüz tavanları kim ister?” diye soruyor Natale. “Onlar sanki odanın ihmal edilen bölümü gibi ve ben kohezif, kapsayıcı bir ortam yaratmak için o beşinci duvarı devreye sokmaya bayılıyorum.” Pirincin bol miktarda kullanılması mekâna aydınlık katarken, ışığın odadan odaya akmasını sağlıyor.

Tüm bunlar alanların farklı karakterlerini vurgularken, ahşap ve siyahı baz alan renk paleti gibi unsurlar mekânda bütünlük sağlıyor. Örneğin zincir baklası motifinin “kohezyonun bir diğer aracı” olduğunu söylüyor Natale. Zemin kattaki ana salonun halısında görülen -orijinal bir Natale tasarımı- ve tavan pervazında tekrarlanan motif bar tuvaletinin Bisazza cam mozaik duvarlarında ve garaj girişinin dışındaki halıda tekrar karşımıza çıkıyor. Fuşya rengi büfe ve girişteki Mathias Kiss imzalı aynalı heykel gibi mücevher benzeri yüzeylere sahip parçalar da şık arka fonla hoş bir uyum içinde.

Bu aile konutu tartışmasız Natale’nin stil paradigmasının ve Zeus’un kafasından fırlayan Athena misali en ince detayına kadar şekillenmiş bütünselci vizyonunun en kusursuz örneği. “Gerçekten harika bir sonuç” diyor Natale. “Sınırları zorlamaya ve tasarımı kalıpların dışına çıkarmaya hevesli şahane bir müşterinin desteğiyle evrimleşen özgün estetik anlayışımın meyvesi.” Greg Natale Design, gregnatale.com

 

 

MATERYAL MESELESİ: Greg Natale iç mekânları ve mimarlık unsurlarını kumlanmış titanyum altın granit zemin kaplaması gibi materyallerdeki uzmanlığını ortaya koyarak tasarladı.

 

 

AÇILIŞ SAHNESİ: Giriş bölümüne desen ve karakter kazandıran unsurlar arasında Moooi’nin at formundaki lambası, Ralph Pucci’nin India Mahdavi tasarımı Charlotte koltukları ve Kelly Wearstler imzalı avize var.

 

 

“Müşterilerim klasik bir metal olarak gördükleri pirinci çok seviyor.”

 

PİRİNÇ VURGUSU: SOLDA: Özel yapım şarap kavı. ALTTA: Antrede Dale Frank tablosunun önündeki Brabbu koltuklar ve kahve sehpası. SAĞDA: Andy Warhol imzalı Mick Jagger portresinin süslediği duvarın önünde Vioski köşe koltuk takımı.

 

 

“Ev çok büyük olduğundan, aşırı karanlık hale gelebilecek atmosferini kıracak renklere ihtiyaç duyduk. Yoksa odalar birbirine karışabilirdi.”

 

USTALIK SINIFI: SOLDA: Ana süitte Kelly Wearstler’ın Holmby konsolu Natale’nin tasarladığı Diane halısının üzerinde yer alıyor. ALTTA: Essential Home’dan Jobim koltuklar, Wearstler’ın kuzu derisi Souffle kanepesi ile son derece uyumlu.

 

 

UYKU MODU: ÜSTTEN İTİBAREN SAAT YÖNÜNDE: Wearstler tasarımı yatağın her iki yanında Scala komodinler var; özel yapım abanoz ve pirinç dolap giyinme odasını süslüyor; tuvalette Christopher Guy tasarımı ayna asılı; Porta Romana aplikler Jean-Louis Denoit’nın Pouenat için tasarladığı Thétis aynasını aydınlatıyor.

 

 

FINE DINING: SAĞDA: Natale’nin Designer Rugs’a özel tasarladığı dramatik bir yolluk ve bir Dale Frank tablosu. ÜSTTE: Downtown L.A. avize, Boca do Lobo yemek masası ve Minotti sandalyeler.

 

 

“Dümdüz tavanları kim ister? Düz tavanlar, odaların en ihmal edilen bölümleridir.”