Aspen’de Rahat Lüks

Bu rafine eve manzarası için gelenler, incelikli iç mekân tasarımına âşık olarak dönüyorlar.

Bazılarımız, yazlık veya kışlık evleri insanlardan kaçmak için inşa edip döşüyor. Ama New Yorklu bir aile Aspen’deki sayfiye evlerini bol bol konuk çağırabilmek için tasarlamış. Akrabaları, okul arkadaşları veya birlikte çalıştıkları kişiler kış aylarında kaymak için veya yazın Aspen Ideas Festival gibi etkinliklere katılmak için sık sık buraya geliyor. Evde 28 kişi konaklayabiliyor. Ev sahipleri henüz evi ağzına kadar dolduramamış olsalar da, “belki bir gün” diyecek kadar da misafirperverler.

Çünkü o gün geldiğinde, hazır olacaklar: Dört katlı ev Aspen’in seçkin Red Mountain bölgesinde ve şehir merkezine oldukça yakın. “Üç çocuğumuz var” diyor ev sahipleri. “Yola çıkış amacımız, çocuklarımızın arkadaşlarıyla birlikte gelmek isteyebilecekleri bir yer yaratmaktı. Evin çok sayıda misafir odası var ve biz gerçekten de insanların gelip bizimle birlikte kalmasını çok seviyoruz. Burasının, mevsim ne olursa olsun, gelmek için can attığımız bir destinasyon olmasını istiyoruz.”

Dedikleri gibi evde 10 yatak odası ve 19 yatak bulunuyor. New Yorklu tasarım firması Pembrooke & Ives ve Aspenli mimar Charles Cunniffe, evin bodrumunu tam bir pijama partisi cennetine dönüştürmüş. Pembrooke & Ives’in kurucusu ve yöneticisi Andrew Sheinman ve tasarım direktörü Francis Nicdao, klasik ranzalara farklı bir açıdan yaklaşarak, bodrumda ortaya daha şık bir şeyler çıkarmış; meşeden dördü ikiz, sekiz çift kişilik ranza tasarlamışlar. Tavandaki parlak duvar kâğıdı metalik bir batik çalışmasını anımsatıyor ve ışığı yansıtıyor. Bodrumun hemen üst katındaki dört yatak odası ve banyoya bir spor salonu, özel tasarlanmış sauna, medya lounge’u ve après-ski deneyimini ikiye katlayan şarap alanı sığmış.

Ailenin babası her zaman Aspen’de bir kayak evi sahip olmayı dilermiş ve çift üç yıl önce bu evle karşılaştıklarında satın almak için bir teklif yapmaktan kendilerini alıkoyamamışlar. 1997’de inşa edilen evin genişletilmeye müsait bir odası ve iç mekânı dışarıdaki muhteşem manzaralardan ayıran bol ve büyük pencereleri varmış. Çift, Pembrooke & Ives’i Pinterest’te dolaşırken keşfetmiş ve dağlardaki kaçış evlerini tasarlamaları için işe almışlar. “Bu ev, onların New York’tan kaçışını simgeliyor” diyor Sheinman. “Bu yüzden biz de evin rahatlığı ve farklı nüansları olan iki farklı mevsimi temsil etmesini istedik. Bu, tasarım anlayışımızı da açıklıyor bir bakıma. Her şey görüntüyle ilgili değildir, nasıl hissettirdiği de önemlidir.”

Aile için Aspen, kış tatili yaptıkları bir yerden ibaret değil. “Ülkenin en güzel yerlerinden biri” diyorlar. “Elbette kayak fırsatları inanılmaz, ama burası yazın da muhteşem.”

Klasik, depresif elementlere sahip geleneksel bir kayak evinden ziyade, tasarım ekibi ortaya rahatlatıcı bir şeyler çıkarmayı amaçlamış. “Tipik dağ evlerinde görebileceğiniz şeyleri tamamen kapı dışarı etmek istemedik” diyor Nicdao. “Ama kullanacağımız her geleneksel detayı farklılaştırmaya da özen gösterdik.” Ekip, kurtarılmış ahşap kirişli oturma odasının duvarlarını açık krem rengine boyamayı tercih etmiş. Odanın odak noktası olan şömine, evle birlikte inşa edilmiş ama Nicdao ve Sheinman ona daha modern bir raf kazandırmış. “Evde kullanılan renk paletini, her mevsimin ışığını olabildiğince yansıtacak tonlardan seçtik” diyor Nicdao ve ekliyor: “Kullanacağımız materyaller ve renkler için ilhamımızı da mevsimlerden aldık.”

Evin geniş oturma odasına turuncu ve kahverengi damarlı beyaz oniksten bir bar ve Arne Jacobsen’in yüzyıl ortası tarzındaki modern Swan sandalyelerini yerleştirmiş. Ev sahipleri için oniks, tüm evde hâkim olduğunu düşündükleri buz ve ateş temasının öncüsü. Sheinman ile birlikte buldukları ve barda kullanılan parçanın Aspen gibi hissettirdiğini söylemekten de çekinmiyorlar. “Kar ve buza benziyordu; ayrıca içinden altın renkli damarlar da geçiyordu.” Jeff Zimmerman’ın ana yatak odasındaki kristal formundaki avizesi de evin temasını güçlendiriyor.

40 yıldır Aspen’de çalışan Cunniffe, evin birkaç yıl içinde demodeleşmesini önlemek için büyük çaba göstermiş. “Belirli bir dönemi temsil eden rüstik bir tatil evi değil, benzersiz ve zamansız bir ev. Açık havayla, aileyle olan bağı güçlü olsun ve onların yaşam tarzını yansıtsın istedik.”

Tesisat ve pencere yenilemelerine ek olarak Cunniffe ve proje müdürü Erica Dalek, evin yapısının ailenin ihtiyaçlarına uygun inşa edilmesi için Pembrooke & Ives ile birlikte çalışmış. Nicado’nun dediğine göre mutfak, ailenin bir araya gelebileceği bir toplanma alanı olarak düzenlenmiş. Bu sayede eğlence, kusursuzca birbirine bağlanan mutfak ve yemek salonunda hiç bitmiyor.

Ev, Aspen Dağı’na ve Maroon Bells ikiz tepelerine bakıyor, ama ilk satın alındığında zemini çökükmüş ve geniş bir banket sebebiyle manzara kesintiye uğruyormuş. Peyzaj mimarisi firması Mt. Daly Enterprises’la bir araya gelen tasarım ekibi manzaranın önündeki engelleri kaldırmış, zemini düzleştirmiş ve arka bahçeyi jakuzi, havuz, ateş çukuru ve yemek alanı gibi eklemeleri kapsayacak şekilde bölümlere ayırmış. “Bahçenin güzelliğini öne çıkarma ve var olmayan bir manzara yaratma olasılığı gördük” diye açıklıyor bu düzenlemeleri Cunniffe.

New York’taki evleri, kendi deyişleriyle küçük farklılıklara sahip geleneksel bir yer olsa da, ailenin Aspen’deki yerleşkesinde konfor başrolde. “Samimi alanlar yaratmak, böylece ev sahiplerinin ev tarafından sarmalandıkları hissine kapılmalarını sağlamak istedik” diyor Sheinman. O ve Nicdao bu duyguyu yaratmak için yün halılar, dokuma kaşmir ve diğer lüks materyaller tercih etmiş.

“Eşim rahatsız ve sert 18. yüzyıl mobilyalarından nefret eder” diyor evin hanımı. “O yayılmak ister. Bu evde de uzanıp yayılabileceğiniz çok yer var. Kitap okumayı severiz. Bir köşeye, örneğin şöminelerimizden birinin önüne kurulup keyfimize bakabiliriz. Biz sadece ama sadece çok rahat hissetmek istiyoruz.”

Konfor, Nicdao’nun dediğine göre her şeydir. “Lüks, parlak bitişler veya sanat eserleri demek değildir” diye açıklıyor. “Burada rahat bir lüks yaklaşımı var.” Bu sözleri evin asıl amacını ortaya koyuyor; aile ve arkadaşlarla birlikte olmanın keyfi.

Yazı: Arianne Nardo

Fotoğraflar: JC Buck