Doğal Dürtüler

Sürdürülebilirlik ve karbon ayak izi gibi konularda uzmanlaşmış tasarım ve mimari ofisleri, hayal güçlerini doğadan ve yeşilden aldıkları gücü, göz alıcı ekolojik mimari örneklerine dönüştürmekte sınır tanımıyor.

 

AHŞAP GÖKDELEN

Chris Precht ve Dayong Sun tarafından kurulan interdisipliner tasarım ofisi Penda, CLT (Çapraz Lamine Ahşap) firması Tmber ile bir araya gelerek, Kanada’nın en büyük şehri Toronto için ahşaptan bir gökdelen hayal etti. Farklı materyallerin bir araya gelmesiyle tasarlanan 18 katlı bu ahşap yapı, Kanada’nın geleneksel modüler inşaat örneklerinden ilham alıyor, özellikle de Moshe Safdie’nin ikonik Habitat 67 binasından. Sürdürülebilir gökdelen mimarisinin en doğa dostu örneklerinden biri olarak göze çarpan Tree Tower Toronto, betonarme yapılaşmanın görüldüğü şehir merkezini doğayla bütünleştirme amacı taşıyor. Kanada hükümeti, inşaat sektörüne her yıl yaklaşık %10-20 oranında bütçe ayırıyor. Bu bütçenin bir kısmı, Tree Tower Toronto gibi ahşap ağırlıklı malzemeden yapılan, belirli karbon ayak izi standartlarına uygun ekolojik mimari örneği binaların inşası için harcanıyor.

Ahşap gökdelen, 62 metre yüksekliğinde olacak ve 5.000 metrekare alanda inşa edilecek. Gökdelenin büyük çoğunluğu ev olarak kullanılırken, diğer bölümleri kafe, çocuk yuvası ve atölyeler gibi halka açık alanlar olarak tasarlanacak. home-of-penda.com

 

 

YEŞİL VADİ

Winy Maas yönetimindeki mimarlık ofisi MVRDV, Amsterdam’ın Zuidas finans bölgesindeki P15 Ravel Plaza adıyla bilinen, 75.000 metrekarelik devasa bir binayı ekolojik bir vadiye dönüştürme görevini üstlendi. Kod adı Valley olan yeni tasarım; yaşam alanları, ofisler, otoparklar, bir teras barı ve alışveriş ile kültürel alanlar barındıracak. Bittiğinde, şehrin içinde doğayla iç içe geçmiş büyük bir vadiyi anımsatması planlanan proje, bulunduğu bölgeye heyecan katacağı gibi, daha yaşanılası bir ortam da sunacak.

Proje, her biri farklı yüksekliklere sahip üç tepesi bulunan ve üst üste konulmuş kutulardan bir araya gelmiş gibi görünen bir vadiyi anımsatıyor. Her kutunun kendi yeşil terasına sahip olması ve en uzun tepenin yerden 100 metre yükseklikte olması dikkat çekiyor. Tepelerin arasındaki derin vadide bir yaya yolu yer alacak, binanın dört ve beşinci katlarınaysa, Hollandalı bahçe tasarımcısı Piet Oudolf tarafından yıl boyu yeşil kalacak bahçeler inşa edilecek.

Valley’in inşası şu anda devam ediyor. 2021 yılında tamamlandığında, tasarımcılarının çok övündüğü sürdürülebilirlik özellikleri ile BREEAM-NL Excellent sertifikasını almak için aday gösterilmesi bekleniyor. mvrdv.nl

 

 

AKADEMİK PARK

Bu yıl ses getiren ekolojik mimari tasarımlarına bir örnek de Türkiye’den çıktı: Bandırma Park. Bandırma’nın eski endüstri ve askeriye bölgesi, bir ekolojik tasarım ve araştırma parkına dönüştürülmesi için yarışmaya açılmıştı. Bu yarışmanın üçüncülük ödülünü alan tasarım, ekolojik mimariye getirdiği yaklaşım açısından dikkat çekiyordu. TARI-Architects’in Derek Pirozzi Design Workshop LLC ile işbirliğinden doğan tasarım, Bandırma’nın atıl durumdaki arazisini bir ekolojik merkeze dönüştürmeyi amaçlıyordu. Türkiye’nin akademik alandaki araştırmalarını bir araya toplayacak, aynı zamanda halka doğayla iç içe olup keyifli vakit geçirebilecekleri bir alan da sunacak B.R.E.A.K adındaki tasarımın en temel detayıysa, parkın karbon ayak izini en düşük düzeyde tutacak yeniliklerdi. Çevresel duyarlılığı artırması amaçlanan projede, akademik enstitüye ek olarak kanyon benzeri alanlar çevredeki yapılaşmayı doğayla buluşturuyor, meydanında konserlerin, pazarların ve sergilerin düzenlenmesine de olanak sağlıyordu. tari-architects.com

 

 

BAMBUDAN BİR OTEL

Penda, bu yıl Tree Tower Toronto’ya ek olarak bir başka ahşap tasarımıyla daha dikkat çekti. Çin merkezli mimarlık firması, One With the Birds adlı projesiyle, minimal ve ekolojik mimarinin son dönemdeki yükselen yıldızlarından uyku kapsüllerini, ormanlık alanlarla bir araya getirmeyi başarıyor. Amerikan yerlilerinin tipi adındaki çadırlarından esinlenilerek tasarlanan bu çadır, birbirine halatlarla tutturulabilen ve kolayca monte edilip yeri değiştirilebilen bambu çubuklarından oluşuyor. Kurulduğu alana hiçbir şekilde zarar vermeyecek malzemelerden tasarlanan One With the Birds, ilerleyen günlerde geçici bir otel olarak hizmete açılacak. Mimarlarının dediklerine göre bu bambu çadır, işlevini tamamlayıp da söküldüğünde, tüm malzemeleri geri dönüştürülerek inşaat alanlarında bir iskele veya başka bir lokasyonda farklı bir bambu çadır oteli kurmak için kullanılabilir. home-of-penda.com

 

 

GENÇLİK HOSTELİ

Ekolojik mimari denince akla ilk gelen isim kuşkusuz Belçikalı mimar ve hayalperest Vincent Callebaut’dur. Mimari yarışmalarında, gerçekleşmesi imkânsız görünen ekolojik yapılarıyla bir efsane haline gelen Callebaut, bu yıl Imagine Angers adındaki uluslararası tasarım yarışmasına gönderdiği Arboricole projesiyle radarımıza girdi. Küçük bir Fransız şehri olan Angers için ekoloji ve konukseverlik ilkelerini bünyesinde barındıran bir projeye imza atan tasarımcı, yarışmadan birincilikle ayrılmayı başardı.

Arboricole, “ağaç” ve “toprak işleme” anlamına geliyor. Avrupa’nın bitki cenneti olarak anılan Angers’in, Arboricole projesine büyük ilham verdiği aşikâr. 25-35 yaş aralığındaki jenerasyonu, yeni bir şehir yaşamı tarzıyla tanıştıran projede, yaşam alanları kaldırılabilir panellerle kullanıcısının isteğine göre şekillenebiliyor. Bir gençlik hosteli olarak tasarlanan Arboricole içinde konser salonu, ofisler, paylaşımlı kullanılabilen zanaat atölyeleri, restoran ve barlar da yer alıyor.

Yapının cephelerinde ve balkonlarında bulunan bitkilerden elde edilen biyolojik atıklar, enerji kaynağına dönüştürülebiliyor. Ayrıca yapının çatısındaki yağmur suyu toplama alanlarında biriken sular da ister arıtılarak yaşam alanlarında, istenirse de binayı dolduran bitkilerin sulanmasında kullanılabiliyor. vincent.callebaut.org

 

 

Yazı: Zeynep Merve Kaya